Ankara’da Koruyucu Aile Olmanın Hikayesi: Tuğba ve Ahmet Üresin’in Deneyimi

Giriş
Ankara’da yaşayan Tuğba ve Ahmet Üresin çifti, 2021 yılında 9 aylıkken Fırat’a koruyucu aile olma kararını aldı. Bu karar, onların hayatında derin ve anlamlı bir değişiklik yarattı. Şu anda 5 yaşında olan Fırat Üresin, 1,5 yaşında otizm tanısı almış ve bu teşhis sonrası ailede tüm sevgi ve ilgi onun üzerine odaklandı.

Çiftin Aile Yapısı ve Koruyucu Aile Olma Süreci
Tuğba ve Ahmet Üresin, 2001 yılında evlenmiş, dört çocukları olmuşlardı: Beyza (23), Begüm (18), Mehmet (15) ve Mete (11). Çocukların büyümesiyle birlikte, aile ortamı ve çocuk sevgisinin gücü onların koruyucu aile olmaya karar vermesinde etkili oldu. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne başvuru yaparak, süreçleri tamamladıktan sonra, 9 aylıkken Fırat’a yeni bir aile ortamı sağladı.

Fırat ile Tanışma ve Otizm Tanısı
Fırat, ailesine 1,5 yaşında otizm tanısı konulduktan sonra, ailede tüm dikkat ve sevgi onun üzerinde yoğunlaştı. Tuğba Üresin, bu süreci şöyle anlatıyor: “Fırat geldiğinde durumu belli değildi; bilinmiyordu. Aile hekimimizin eşi çocuk psikiyatrisi uzmanıydı; bir form verildi bana, formdaki her şeyi Fırat yapıyordu. Oyuncaklarını diziyor, parmak ucunda yürüyor, ismine tepki vermiyor, göz teması kurmuyor, sürekli ağlıyordu. Hiç beklemediğim şeydi. Doktor, ‘yok değil’ desin diye çok istedim. ‘Evet var’ deyince o an yıkıldım.”
Hemen özel eğitim aldırmaya başladık ve 2022 yılının Şubat ayından itibaren Fırat, düzenli olarak özel eğitimler aldı. Bu eğitimler sayesinde, Fırat ve ailesi, zamanla büyük gelişmeler kaydetti. Tuğba Üresin, duygularını şöyle dile getiriyor: “Fırat hiç konuşamıyordu; ‘anne’ demiyordu. Bir gün yukarıda uyuyordu, ‘anne’ sesi geldi ve Fırat ‘anne’ dedi. O an dünyalar benim olmuştu. Kendi evlatlarımdan hiçbir farkı yok. Birbirimize merhem oluyoruz, yaralarımızı sarıyoruz. Severek yapılan bir şey bu. İnsan, kendi çocuğu olmadan da bu kadar sevgiyle bağlanabilir.”
Can Bağı ve Sevgi Bağları
Tuğba Üresin, Fırat’a olan sevgisini ve bağını şu sözlerle anlatıyor: “Fırat çok yumuşak kalpli, nazik ve çok sevecen bir çocuk. Onun her şeyini seviyorum. Biz can bağıyla bağlandık. Fırat benim canımın bir parçası. Bazen kadınlar arasında sohbet ederken ‘Fırat’a hamileyken’ diye başlıyorum, ve sonra hatırlıyorum, doğurmadım. Ama o, bana doğmuş gibi hissettiriyor. Kalpten bağlanınca, sevgiyle bağlı olunca, gerçek anlamda anne-baba olabiliyorsunuz.”
Koruyucu Aile Olmanın Önemi ve Tavsiyesi
Tuğba ve Ahmet Üresin, bu deneyimlerini ve tavsiyelerini şu sözlerle dile getiriyorlar: “İmkanı olup da çocuk sahibi olmak isteyen herkese, koruyucu aile olmayı tavsiye ediyorum. Çünkü bu çocuklar da bir yuvaya, sevgi dolu bir aile ortamına ihtiyaç duyuyorlar. Kurumlarda bakılabiliyor, ama sıcak ve samimi bir aile ortamı, onların gelişimi ve mutluluğu için çok daha faydalı olacaktır.”
Kardeşlerin ve Ailenin Desteği
Babası Ahmet Üresin, koruyucu aile olmaya kardeşlerinden ilham aldığını belirtiyor: “Önce bir kardeşim koruyucu aile kapsamında bir çocuk aldı. Onu görünce biz de düşündük ve başvurduk. Fırat’ı ilk kollarımı açıp karşıladığımda, onunla vakit geçirmekten ve onun sevgi dolu haliyle büyümekten çok memnunum. Onunla parkta gezer, bahçemizde zaman geçiririz. O, bizim ailemizin bir parçası ve iyi ki de almışız.”
Ahmet Üresin, diğer kardeşlere de şu tavsiyede bulunuyor: “Dört kardeşim de koruyucu aile. Bir araya geldiğimizde, çocuklarımız arasında sıcak bir bağ oluşuyor. Kendimizi koruyucu aile değil, gerçek aile gibi görüyoruz. Fırat’ı evlat edindiğimiz için çok mutluyuz. Ona iyi bir aile ortamı sağlayıp, vatanına ve milletine saygılı bir birey olarak yetiştirmek en büyük arzumuz.”











