Moda

Beygül: Hafıza, Kimlik ve Görsel Diliyle İçsel Bir Yolculuk

Menekşe Gülben’in ikinci romanı Beygül, Antalya’dan başlayıp İngiltere ve İtalya üzerinden İstanbul’a uzanan bir anlatının izini sürüyor. Kitap, sıradan görünen bir kasabada büyüyen Beygül’ün hayatında aile, okul ve mahalle gibi yapıları bir “gözlem alanı” olarak kullanmasıyla şekilleniyor. O, kendi benliğini bu dinamikler içinde kurarken hafıza ve kimliğin sınırlarını mercek altına alıyor.

Beygül: Hafıza, Kimlik ve Görsel Diliyle İçsel Bir Yolculuk

Görüntü estetiğiyle edebiyatın buluşması bu eserin temel dinamiğini oluşturuyor. İlk kitabın kapağında Gülsün Karamustafa’nın çalışması yer almışken Beygül: Bir erik temasını işleyen Rasim Aksan’ın eserini kapakta görüyor. Kapak seçimlerinizde bu iki sanatçıyla kurduğunuz kopmaz bağ, eserin derinliğini görsel olarak destekliyor: kapak sadece bir görsel değil, metnin yorumuna dair bir ipucu sunuyor.

ELLE: Kapak seçimlerinizde edebiyat ile görsel sanat arasında kurduğunuz köprü sizin için ne ifade ediyor?

Beygül: Hafıza, Kimlik ve Görsel Diliyle İçsel Bir Yolculuk

MENEKŞE GÜLBEN: Edebiyat tek başına değil; diğer disiplinlerle konuşan bir alandır benim için. Yalnızlık Bakanlığında Gülsün Karamustafa, Beygül – Bir Erik Hikayesinde Rasim Aksan’ın erik resmi, okuyucuyu metnin içsel katmanlarına davet ediyor. Bu ortak üretim, yalnızlığı politik ve estetik yönleriyle bir araya getiriyor ve okuyucunun birden çok anlamı keşfetmesini sağlıyor.

ELLE: Peki Beygül bize ne anlatıyor?

MG: Beygül, görünürde yalnızlık ve arzu dolu bir yolculuğu izliyor; hafıza merkeze yerleşiyor ve geçmişle kurulan bağın doğruluğunu sorgulatıyor. Geçmişte paylaşılan anılar artık mevcut mu, yoksa hatıralar sadece bize duyduğumuz güveni mi hatırlatıyor? Bu sorular üzerinden kimlik arayışımızı, kendimize nerede yer bulduğumuzu ve bu dünyada kim olduğumuzu sorguluyoruz.

ELLE: Masalsı bir anlatı olarak da okunabilir mi Beygül?

MG: Kesinlikle. Beygül’ün yolculuğu bir masalın sınavını andırıyor; içsel cadılarla, korkularla ve arzularla yüzleşirken, masalın sınırları içerde belirdiği için gerçeklik sınırları da genişliyor. Bu, kimliğin sınavını anlatan bir modern masal olarak da değerlendirilebilir.

ELLE: Peki umut ve kırılma arasındaki ilişki nasıl kurulur Beygül’de?

MG: Her umut kırılmadan doğmaz; Beygül kırıldıkça yeniden kurar kendini, bu süreçte umut da kırılmaların arasından sızar. Böylece hem kişisel hem toplumsal düzeyde kimliğin inşası sürdürülür.

ELLE: Beygül’ün anlatımı kuir bir bakış açısı için ne ifade eder?

MG: Kuir okumalar için kapıyı aralar; sadece cinsiyet kimliğini değil, toplumun cinsiyete biçtiği normları da açığa çıkarır. Bedene, arzuya ve kimliğe dair bastırılan ve açığa çıkan tüm kırılmalar Beygül’ün anlatısında sorgulanır.

Kaynak: Elle

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir