NBŞ ve Çocuk Sağlığı: Fruktozun Karaciğerdeki Yağlanma Riski ve İçme-Seker Tüketiminin Etkileri

Günümüzde özellikle çocuklar arasında NBŞ olarak adlandırılan nişasta bazlı şekerin tüketimi çeşitli sağlık sorunlarını tetikleyebiliyor. İnsülin direnci, obezite, yüksek tansiyon ve karaciğer yağlanması gibi durumlar NBŞ’nin yüksek oranda fruktoz içermesiyle ilişkilendiriliyor.

NBŞ, glukoz ve fruktozun monomer halinde bulunduğu bir şeker türü olup, şeker pancarından elde edilen sofraya göre daha ucuz ve basit üretim yöntemleriyle elde ediliyor. Fruktoz oranının geniş bir aralıkta (yaklaşık %42–%90) değişmesi, bu şekerin metabolizmasını ve olası sağlık etkilerini orta/uzun vadede daha belirgin kılıyor. Özellikle karaciğerde hızla yağ üretimini tetikleyebildiği için tokluk hissi kalıcı olmadığından tüketim sıklığı artıyor.
KARACİĞERDE YAĞLANMA NBŞ’nin hastalık oluşturma potansiyelinin temelinde yüksek fruktoz içeriğinin etkisi yer alıyor. Fruktoz, diğer şekerlere göre farklı bir metabolik yol izler ve karaciğerde hızlı biçimde yağ olarak depolanır; bu durum da uzun vadede karaciğer yağlanmasına yol açabilir.

ÇOCUKLARIN ŞEKER İÇECEKLERİNE YÖNELİMİ Çocuklukta kalori alımının harcandığından fazla olması obezite riskini artırır. Şekerli içecekler, hızlı enerji sağladıkları için bu riski daha da pekiştirebiliyor. Bu nedenle fazla şeker tüketiminin sadece obeziteyle değil, insülin direnci, hipertansiyon ve diş çürümesi gibi diğer sağlık sorunlarıyla da ilişkili olduğu belirtiliyor.
Türkiye’de yapılan çalışmalar ise okul çağındaki çocuklarda şekerli içecek kullanımının artış gösterdiğini ortaya koyuyor. 2013, 2016 ve 2022 yıllarında ilkokul 7-8 yaş grubu çocuklarda her gün şekerli içecek tüketenlerin oranı sırasıyla az/orta/yüksek seviyelerde tespit edildi. Uzun vadeli etkiler göz önüne alındığında erken önlemler alınmasının önemine vurgu yapılıyor.

Bağımlılık benzeri bir etkiyle, şekerli ve yağlı gıdaların tüketimi ödül merkezlerini etkiler; ancak bağımlılık kavramı tıp literatüründe tümüyle kabul edilmiş değildir. Yine de bu tür gıdaların tüketimini artıran bir davranışa dönüştüğü açıktır.
Anne-babaların tüketim alışkanlıkları çocukların bu tür ürünlere yönelmesinde önemli rol oynar. Okul kantinlerinde regülasyon ve sağlıklı bir öğün hizmetinin eşzamanlı uygulanması, çocukların sağlıklı büyüme ve gelişimini destekleyen etkili bir yol olarak öne çıkıyor.

İLAVE ŞEKERİN DOĞUMDAN İKİ YIL İA REZERVE EDİLMEMESİ Uzmanlar, doğumdan itibaren ilk iki yıl boyunca ilave şeker tüketilmemesinin, sonraki dönemde ise günlük toplam kalorinin en fazla %5’ini aşmamasının uygun olduğunu belirtiyor. Gazlı içecekler ve olgun meyve suları gibi ürünlerin, besin değeri açısından daha düşük alternatiflerle değiştirilmesi gerektiği üzerinde duruluyor. Amerikan Kardiyoloji Derneği’nin önerileri de, iki yaşın altındaki çocuklarda serbest şeker tüketiminin hiç olmaması yönündedir; daha büyük çocuklarda ise yaşa göre günlük sınır yaklaşık 26 gramdır (yaklaşık 6 çay kaşığı). Evde hazırlanan sağlıklı atıştırmalıklar ve meyveler, hazır ürünlere göre daha güvenli seçenekler olarak öne çıkıyor.
SAĞLIKLI YAŞAMIN TEMELİ: ERKEN ÖNLEM Çocuklukta başlayan sağlık sorunlarının yetişkinliğe taşınabileceğine dikkat çekiliyor. Obez çocuklar, ilerleyen yaşlarda obeziteyi sürdürme eğilimini gösterdiği için bu dönemde alınacak önlemler, uzun vadede kardiyometabolik riskleri azaltmada kritik rol oynuyor. Eğer bir annenin veya bebeğin gebelik süreciyle ilgili riskleri varsa, bu durum bebek için ek riskler doğurabilir ve izlenmesi gereken bir konudur.












