<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hasta nedir? Hasta ne demek? Hasta haberleri ve Hasta konusunda en ilginç yazılar.</title>
	<atom:link href="https://www.lutfiye.net/etiket/hasta/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.lutfiye.net</link>
	<description>Kadın, moda, sağlık, güzellik, cilt bakımı, makyaj, saç bakımı, diyet, dekorasyon gibi bir çok kategoride yenilikleri takip edebilirsiniz.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Apr 2026 17:00:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2023/12/cropped-icon-32x32.png</url>
	<title>Hasta nedir? Hasta ne demek? Hasta haberleri ve Hasta konusunda en ilginç yazılar.</title>
	<link>https://www.lutfiye.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Robotik Kalp Cerrahisinde Güncel Kullanım ve Hasta Farkındalığı: Saygın Türkyılmaz ile Görüşler</title>
		<link>https://www.lutfiye.net/saglik/robotik-kalp-cerrahisinde-guncel-kullanim-ve-hasta-farkindaligi-saygin-turkyilmaz-ile-gorusler.html</link>
					<comments>https://www.lutfiye.net/saglik/robotik-kalp-cerrahisinde-guncel-kullanim-ve-hasta-farkindaligi-saygin-turkyilmaz-ile-gorusler.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lütfiye]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 17:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisinde]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalığı:]]></category>
		<category><![CDATA[görüşler]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastanın iyileşme süresi]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp damar cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp kapak ameliyatları]]></category>
		<category><![CDATA[koroner bypass]]></category>
		<category><![CDATA[Kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[Medipol Mega Üniversite Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[minimally invasive heart surgery]]></category>
		<category><![CDATA[robotik]]></category>
		<category><![CDATA[robotik cerrahi avantajları]]></category>
		<category><![CDATA[robotik kalp cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[saygın]]></category>
		<category><![CDATA[Saygın Türkyılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[şık]]></category>
		<category><![CDATA[türkyılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lutfiye.net/?p=77624</guid>

					<description><![CDATA[<p>Robotik kalp cerrahisinde güncel kullanım ve hasta farkındalığına dair Saygın Türkyılmaz ile özgün görüşler ve güncel bilgiler.</p>
<p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/saglik/robotik-kalp-cerrahisinde-guncel-kullanim-ve-hasta-farkindaligi-saygin-turkyilmaz-ile-gorusler.html">Robotik Kalp Cerrahisinde Güncel Kullanım ve Hasta Farkındalığı: Saygın Türkyılmaz ile Görüşler</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Saygın Türkyılmaz, robotik tekniklerin kalp operasyonlarında daha küçük kesilerle güvenliği ve konforu nasıl birlikte sağladığını anlatıyor. Hastalar bu yöntemde daha hızlı toparlanıyor ve günlük yaşama hızlı dönüş imkanı buluyorlar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/robotik-kalp-cerrahisinde-guncel-kullanim-ve-hasta-farkindaligi-saygin-turkyilmaz-ile-gorusler-0-vYE1fDzN.jpg" alt="Robotik Kalp Cerrahisinde Güncel Kullanım ve Hasta Farkındalığı: Saygın Türkyılmaz ile Görüşler" /></p>
<p>Günümüzde teknolojinin cerrahiye entegrasyonu, hasta konforunu artırırken cerrahi güvenliği de güçlendiriyor. Özellikle robotik kalp cerrahisi, açık kalp ameliyatlarına kıyasla daha az invaziv bir yaklaşım sunuyor ve bu durum tedavi süreçlerini olumlu yönde etkiliyor. Prof. Dr. Türkyılmaz, rob otik cerrahinin hangi operasyonlarda uygulanabildiğini ve sağladığı avantajları paylaşırken, standarda dönüştürülebilecek yüzdelerin giderek yükseldiğini belirtiyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/robotik-kalp-cerrahisinde-guncel-kullanim-ve-hasta-farkindaligi-saygin-turkyilmaz-ile-gorusler-1-FETih2RT.jpg" alt="Robotik Kalp Cerrahisinde Güncel Kullanım ve Hasta Farkındalığı: Saygın Türkyılmaz ile Görüşler" /></p>
<p><strong>GÜNLÜK HAYATA HIZLI DÖNÜŞ</strong> diyen uzman, robotik sistemlerin hastalarda iyileşmeyi belirgin biçimde hızlandırdığını ifade ediyor. Hastanede yatış süresinin kısalması, enfeksiyon riskinin azalması ve hastaların günlük yaşama daha çabuk adapte olması, bu yöntemin başlıca faydaları arasında sayılıyor. Robotik cerrahi, kalp ameliyatlarının büyük kısmında uygulanabilir durumda ve hasta güvenliği için belirli kriterler dahilinde tercih ediliyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/robotik-kalp-cerrahisinde-guncel-kullanim-ve-hasta-farkindaligi-saygin-turkyilmaz-ile-gorusler-2-T56SuHzS.jpg" alt="Robotik Kalp Cerrahisinde Güncel Kullanım ve Hasta Farkındalığı: Saygın Türkyılmaz ile Görüşler" /></p>
<p><strong>İLERİDEKİ ADIMLAR</strong> olarak, yaklaşık <em>80–90%</em> oranında robotik cerrahiyle yapılan kalp ameliyatlarının mümkün olduğu ifade ediliyor. Koroner bypass, kapak ameliyatları, deliklerin kapatılması ve aort genişlemesi gibi operasyonlar bu yöntemle başarıyla gerçekleştirilebiliyor. Ancak her hasta için uygun olmayabileceğini de vurgulayan Prof. Türkyılmaz, uygun hastalarda ilk seçenek olarak robotik cerrahiyi, diğer durumlarda ise standart cerrahiyi değerlendirmenin doğru olduğunu belirtiyor.</p>
<p><strong>İKİNCİ GÖRÜŞ ÖNEMİ</strong> de özellikle kalp hastalığı olan ve ameliyat planlanan hastalara hatırlatılıyor: ikinci bir görüş almak, tedavi seçeneklerinin netleşmesi açısından faydalı olabilir. Robotik cerrahinin güvenli ve konforlu tedavi avantajlarından yararlanmak için klinik planlama sırasında bu görüşü almak öneriliyor.</p><p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/saglik/robotik-kalp-cerrahisinde-guncel-kullanim-ve-hasta-farkindaligi-saygin-turkyilmaz-ile-gorusler.html">Robotik Kalp Cerrahisinde Güncel Kullanım ve Hasta Farkındalığı: Saygın Türkyılmaz ile Görüşler</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.lutfiye.net/saglik/robotik-kalp-cerrahisinde-guncel-kullanim-ve-hasta-farkindaligi-saygin-turkyilmaz-ile-gorusler.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağrı idaresinde yeni jenerasyon dokunuş: Radyofrekans periyodu</title>
		<link>https://www.lutfiye.net/saglik/agri-idaresinde-yeni-jenerasyon-dokunus-radyofrekans-periyodu.html</link>
					<comments>https://www.lutfiye.net/saglik/agri-idaresinde-yeni-jenerasyon-dokunus-radyofrekans-periyodu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lütfiye]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 11:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[dokunuş]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[idaresinde]]></category>
		<category><![CDATA[jenerasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kuru]]></category>
		<category><![CDATA[periyodu]]></category>
		<category><![CDATA[radyo]]></category>
		<category><![CDATA[radyofrekans]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem!]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lutfiye.net/?p=77506</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda bu çeşit ağrıların tedavisinde öne çıkan radyofrekans sistemi, bilhassa cerrahi dışı seçenek arayan hastalar için dikkat çekiyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, radyofrekans tedavisine ait kıymetli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/saglik/agri-idaresinde-yeni-jenerasyon-dokunus-radyofrekans-periyodu.html">Ağrı idaresinde yeni jenerasyon dokunuş: Radyofrekans periyodu</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/agri-idaresinde-yeni-jenerasyon-dokunus-radyofrekans-periyodu-0-IK6DyZMv.jpg"/></span></div>
<p><p>Radyofrekans tedavisinin, ağrıya neden olan sonların denetimli biçimde tedavi edilmesi aslına dayandığını belirten Prof. Dr. İrfan Koca, &#8220;Bu prosedürde özel iğneler aracılığıyla gaye hudut dokusuna ulaşılır ve radyo dalgaları kullanılarak ağrı iletimi azaltılır. Minimal invaziv bir süreç olup çoklukla kısa müddette tamamlanır&#8221; dedi.</p>
</p>
</figure>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/agri-idaresinde-yeni-jenerasyon-dokunus-radyofrekans-periyodu-1-qVf25WAC.jpg"/></span></div>
<p><p>Tedavinin bilhassa uygun hasta kümesinde tesirli sonuçlar verdiğini vurgulayan Koca, &#8220;Radyofrekans tedavisi; fizik tedavi, manuel terapi, kuru iğneleme, nöral terapi, proloterapi üzere konservatif ve girişimsel tedavi yollarına karşın kâfi cevap alınamayan ve ağrıları devam eden hastalar açısından kıymetli bir tedavi seçeneğidir. Bununla birlikte, şikayetlerinin kaynağı cerrahi gerektiren bir patolojiye dayanmayan ya da kendisine cerrahi tedavi önerilmiş olmasına karşın ameliyatı tercih etmeyen hastalar için de tesirli ve emniyetli bir alternatif tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkmaktadır&#8221; sözlerini kullandı.</p>
</p>
</figure>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/agri-idaresinde-yeni-jenerasyon-dokunus-radyofrekans-periyodu-2-HELBL1ws.jpg"/></span></div>
<p><p>Uygun hasta seçiminin tedavi muvaffakiyetindeki en kıymetli faktörlerden biri olduğuna dikkat çeken Koca, &#8220;Her ağrıya uygulanabilecek bir sistem değildir. Yanlışsız endikasyonla uygulandığında hastaların ömür kalitesinde bariz düzgünleşme sağlanabilir&#8221; biçiminde konuştu.</p>
</p>
</figure>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/agri-idaresinde-yeni-jenerasyon-dokunus-radyofrekans-periyodu-3-Vi3NS7ch.jpg"/></span></div>
<p><p>İşlem sonrası sürecin konforlu olduğunu belirten Koca, &#8220;Radyofrekans tedavisinin en değerli avantajlarından biri ameliyatsız bir sistem olmasıdır. Süreç sonrasında hastalar ekseriyetle saatler içinde günlük ömürlerine dönebilmektedir&#8221; dedi.</p>
</p>
</figure>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/agri-idaresinde-yeni-jenerasyon-dokunus-radyofrekans-periyodu-4-yHGX5yNZ.jpg"/></span></div>
<p><p>Yan tesirlerin çoklukla hudutlu olduğunu ve sürecin tecrübeli tabipler tarafından yapılması gerektiğini belirten Koca, &#8220;Uygun teknik ve doğru hasta seçimi ile komplikasyon riski epey düşüktür&#8221; biçiminde konuştu.</p>
</p>
</figure>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/agri-idaresinde-yeni-jenerasyon-dokunus-radyofrekans-periyodu-5-EUZsyhAI.jpg"/></span></div>
<p><p>Uzmanlar, kronik ağrı tedavisinde radyofrekans sisteminin bilhassa öteki tedavilere karşılık vermeyen ve cerrahi dışı tahlil arayan hastalar için tesirli ve sağlam bir seçenek sunduğunu belirtiyor.</p>
</p>
</figure>
</div>
</div>
<p></p>
<p>Kaynak : Milliyet</p><p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/saglik/agri-idaresinde-yeni-jenerasyon-dokunus-radyofrekans-periyodu.html">Ağrı idaresinde yeni jenerasyon dokunuş: Radyofrekans periyodu</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.lutfiye.net/saglik/agri-idaresinde-yeni-jenerasyon-dokunus-radyofrekans-periyodu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koşarken başı ağrıdı, günlerce odadan çıkmadı! Beynindeki tümör kanser değilmiş: Hayatını değiştiren teşhis!</title>
		<link>https://www.lutfiye.net/saglik/kosarken-basi-agridi-gunlerce-odadan-cikmadi-beynindeki-tumor-kanser-degilmis-hayatini-degistiren-teshis.html</link>
					<comments>https://www.lutfiye.net/saglik/kosarken-basi-agridi-gunlerce-odadan-cikmadi-beynindeki-tumor-kanser-degilmis-hayatini-degistiren-teshis.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lütfiye]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 23:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ağır]]></category>
		<category><![CDATA[ağrıdı,]]></category>
		<category><![CDATA[Baş]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başı]]></category>
		<category><![CDATA[beynindeki]]></category>
		<category><![CDATA[çıkmadı!]]></category>
		<category><![CDATA[değilmiş!]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiren]]></category>
		<category><![CDATA[günlerce]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayatını]]></category>
		<category><![CDATA[Hipofiz]]></category>
		<category><![CDATA[hormon]]></category>
		<category><![CDATA[Kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[koşarken]]></category>
		<category><![CDATA[nemli]]></category>
		<category><![CDATA[odadan]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[tümör]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lutfiye.net/?p=77464</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genç bir bayanın şiddetli baş ağrısıyla başlayan şikâyetleri, kısa müddette hayatını değiştiren bir gerçeği ortaya çıkardı. Başta migren sanılan ağrıların arkasında hipofiz bezinde gelişen tümör tespit edilirken, uzmanlar erken teşhisin değerine dikkat çekti.</p>
<p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/saglik/kosarken-basi-agridi-gunlerce-odadan-cikmadi-beynindeki-tumor-kanser-degilmis-hayatini-degistiren-teshis.html">Koşarken başı ağrıdı, günlerce odadan çıkmadı! Beynindeki tümör kanser değilmiş: Hayatını değiştiren teşhis!</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><p><strong>Betül Yasemin Kökbek / Milliyet.com.tr-</strong> ABD’nin Texas eyaletinde yaşayan Amber isimli genç bayanın kısa bir vakit içinde tüm dünyaya duyuracağı öyküsü, 2024 yazında yaşadığı şiddetli baş ağrılarıyla başladı. Başlangıçta sıradan bir migren olarak bedellendirilen ağrılar, kısa müddette günlük ömrünü etkileyen önemli bir duruma dönüştü. <strong>Doktorunun yönlendirmesiyle yapılan MR görüntülemesi sonucunda, beyninde bir tümör olduğu tespit edildi. Birinci başvurduğu uzmanın durumu gereğince ciddiye almaması üzerine farklı bir doktora yönelen Amber, yapılan ileri tetkikler sonucunda tümörün çeşidini öğrendi ve işler tam da o noktada karıştı.</strong></p>
<p><strong></p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/kosarken-basi-agridi-gunlerce-odadan-cikmadi-beynindeki-tumor-kanser-degilmis-hayatini-degistiren-teshis-0-f1qlsv6Y.jpg"/></img></div>
</div>
<p></strong></p>
<p><strong>ÖNCE NÖROLOJİYE SONRA ENDOKRİNE GİTTİ</strong></p>
<p>Amerika&#8217;da yaşayan genç bayanın tek hayali koşucu olmaktı mahallesinde ufak ufak cinsler atıyor kendini uzun koşulara hazırlıyordu<strong>. Bir gün koşudan dönerken şiddetli baş ağrısı yaşadı. Günlerce konuta kapandı ve başının ağrısı bir türlü geçmedi başlarda bunun migren olduğunu düşündü lakin uzun süren doktor randevularının ardından ve yapılan tüm tetkiklerin sonucunda, prolaktinoma olarak isimlendirilen bir tümöre sahip olduğu belirlendi.</strong> Prolaktin hormonunun çok üretimine yol açan ve hipofiz bezinde bulunan bu makroadenom, Amber’in uzun müddettir devam eden sıhhat şikâyetlerinin en büyük sebebiydi. Nörolojinin akabinde Endokrinoloji uzmanına giden Amber tedavi kapsamında cabergoline isimli ilacı kullanmaya başladı.<strong> Başlangıçta yan tesirler konusunda telaş yaşasa da tedaviye olumlu cevap verdi. Kısa müddette hormon düzeylerinde düzelme sağlanırken, şikâyetlerinde de gözle görülür bir azalma yaşandı.</strong> Hastalığın sırf fizikî değil, ruhsal tesirleri de olduğunu vurgulayan Amber, uzun mühlet yaşadıklarını etrafıyla paylaşmakta zorlandığını, insanların kendisine acıyarak yaklaşmasından çekindiğini söyledi. Lakin ailesi ve yakın etrafından aldığı dayanak sayesinde süreci daha güçlü bir halde yönetebildiğini belirtti<strong>. Amber, prolaktinoma tedavisi gören milyonlarca beşerden sadece bir tanesi lakin onun yaşadıkları prolaktinoma ve beyinde oluşan adenomları tanımakta yarar var. Beyin ve Hudut Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tolga Dündar bu tümör cinsine dair tüm ayrıntıları Milliyet.com.tr&#8217;ye anlattı.</strong></p>
<p>Açıklamalarına Hipofiz bezinde meydana gelen mikroadenom ve makroadenom ortasındaki farkı anlatarak başlayan Prof. Dr. Tolga Dündar, &#8220;Hipofiz adenomu, hipofiz bezindeki düzgün huylu (çoğunlukla kanser olmayan) bir tümördür. <strong>Mikroadenom ile makroadenom ortasındaki temel fark ise boyutudur. 10 mm’den küçükse mikroadenom, 10 mm ve üzeri ise makroadenom biçiminde isimlendirilir.</strong> Bu ayrım yalnızca isimlendirmede değil, pratiğimizde takip ve tedaviyi de etkiler&#8221; dedi. Mikroadenomların çoklukla daha sessiz seyrettiğini birden fazla vakit şikâyetlerin, tümörün öteki dokulara yaptığı basıdan değil, hormon istikrarını bozmasından kaynaklandığının altını çizen Prof. Dr. Dündar, <strong>&#8220;Örneğin prolaktin yüksekliği ile gelen hastalarımızda adet düzensizliği, göğüsten süt gelmesi, kısırlık ya da erkeklerde testosteron düşüklüğü üzere bulgular olabilmektedir&#8221;</strong> açıklamasında bulundu. <strong>Makroadenomların ise boyut büyüdüğü için hormon sıkıntılarına ek olarak etraf dokulara bası yapabileceğini tabir etti ve en tipik örneğinin hipofizin çabucak üstündeki görme hudutlarının etkilenmesiyle gelişen görme alanı kaybı olduğunu belirtti.</strong></p>
<p><strong></p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/kosarken-basi-agridi-gunlerce-odadan-cikmadi-beynindeki-tumor-kanser-degilmis-hayatini-degistiren-teshis-1-gkPFBQGg.jpg"/></img></div>
</div>
<p></strong></p>
<section>
<div>
<p>&#8220;Çoğu hipofiz adenomu doğuştan değildir ve aileden geçen bir hastalık formunda ortaya çıkmaz. Büyük kısmı sporadiktir. Yani ömür içinde, hipofiz hücrelerinde gelişen değişikliklerle oluşur. Yeniden de çok ender birtakım kalıtsal sendromlarda (örneğin birtakım ailesel tümör yatkınlıklarında) hipofiz tümörleri daha sık görülebilir; lakin bu, hastaların küçük bir kısmını kapsar.&#8221; Prof. Dr. Tolga Dündar</p>
</div>
</section>
<p><strong>HALSİZLİK, BAŞ AĞRISI, ÇABUK YORULMA BELİTİLER ARASINDA</strong></p>
<p>Hastalığın belirtilerini sıralayarak açıklamalarına devam eden Prof. Dr. Dündar, Hipofiz makroadenomunun iki yolla belirti verebileceğini söyledi. Bunlardan birincisi büyüklüğün yaptığı bası ve hormon istikrarının bozulması. Bu yüzden şikâyetler hem nörolojik hem de hormonal olabilir. Bu üzere durumlarda baş ağrısının sık görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Dündar,<strong> &#8220;Genellikle inatçı, vakitle artabilen ve klasik ağrı kesicilere her vakit düzgün karşılık vermeyen bir ağrı tariflenir. Asıl kritik nokta ise tümörün üst yanlışsız büyüyüp görme hudutlarının kesişim noktasına (optik kiyazma) baskı yapabilmesidir&#8221;</strong> sözlerini kullandı.</p>
<section>
<div>
<p>&#8220;Bu durumda hastaların gözünün önünde perdeden çok, yanları görememe biçiminde bir görme alanı daralması yaşar. Birtakım hastalarımız bunu fark etmeyebiliyor. O nedenle muayenede görme alanı testiyle yakalanabilir. Daha büyük kitlelerde nadiren göz hareketlerinde etkilenme, çift görme üzere bulgular da tabloya eklenebilir.&#8221; Prof. Dr. Tolga Dündar</p>
</div>
</section>
<p>Makroadenomların bazen hormon üreterek belirti verdiğinin altını çizen Prof. Dr. Dündar, bazen de olağan hipofiz dokusunu sıkıştırıp hipofiz yetmezliği yapabileceğini söyledi. Prof. Dr. Dündar, <strong>&#8220;Bu durumda halsizlik, çabuk yorulma, libido azalması, adet düzensizliği/kısırlık, erkeklerde testosteron düşüklüğü, bazen tansiyon düşüklüğü üzere daha genel lakin hayat kalitesini bozan şikâyetler görülür.</strong> Şayet tümör prolaktin hormonu dediğimiz halk ortasında bilinen ismiyle süt hormonu salgılıyorsa, göğüsten süt gelmesi ve/veya adet kesilmesi görülebilir.<strong> Öbür bir hormon olan büyüme hormonu salgılıyorsa, el-ayak büyümesi ve yüz sınırlarında kabalaşma görülebilir. Kortizolün ana hormonu diyebileceğimiz ACTH dediğimiz hormonu salgılıyorsa, kortizon fazlalığında ortaya çıkan Cushing hastalığı üzere daha spesifik tablolar oluşabilir&#8221; açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p><strong></p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/kosarken-basi-agridi-gunlerce-odadan-cikmadi-beynindeki-tumor-kanser-degilmis-hayatini-degistiren-teshis-2-ZhWIMXkX.jpg"/></img></div>
</div>
<p></strong></p>
<p>Her hipofiz tümörünün ameliyat gerektirmediğini söyleyen Prof. Dr. Tolga Dündar, <strong>&#8220;Örneğin; prolaktinomaların büyük kısmında birinci seçenek ilaç tedavisidir ve birden fazla hastada hem prolaktin seviyesi düşer hem de tümör küçülür. Cerrahi daha çok acil bası ya da ilaçla denetim edilemeyen durumlarda gündeme gelir. Tabi bir de acil durumu vardır. Oda hipofiz bezi içine kanama. Bu durumda da tüm hormonlarımız birden yetmezliğe girebilir.</strong> Acil ameliyat gerektirir. Prolaktinomalar için ameliyatı gerekli kılan en net durum, kitlenin görme hudutlarına (optik kiyazma) baskı yapmasıdır. Hastada görme alanı daralması başladıysa, gaye görmeyi korumak ve basıyı süratlice kaldırmaktır&#8221; dedi. İkinci değerli kümenin, tümörün ilaç tedavisine karşılık vermemesi, ilacı tolere edememe ya da (hormon salgılayan tümörlerde) hormon fazlalığının ilaçla denetim altına alınamamasıdır. <strong>Üçüncü kritik durum ise acil diye söz ettiğimiz; tümör içine kanama ya da ani şişme ile giden hipofiz apopleksisi; burada şiddetli ani baş ağrısı, görme etkilenmesi ve bazen şuur değişikliği üzere tablo gelişebilir ve birtakım hastalarda acil cerrahi gerekebilir.</strong></p>
<section>
<div>
<p>&#8220;Günümüzde cerrahi çoğunlukla endoskopik transnazal formülle yani burun içinden girilerek yapılır. Birçok hadisede kafatası açılmadan, daha kısa güzelleşme müddetiyle ilerlenebilir. Büsbütün düzgünleşme mümkün mü sorusunun karşılığı ise evet. Uygun tedavi ve uygun hastada büsbütün güzelleşme sağlanabilir. Bilhassa hudutları net, büsbütün çıkarılabilen ve etraf dokulara yayılım göstermeyen adenomlarda kür sağlanabilir. Tekrar de hipofiz hastalıklarında &#8216;iyileştim bitti&#8217; demektense, hormonların ve MR’ın makul aralıklarla izlenmesi daha doğrudur; zira kimi hastalarda yıllar içinde tekrarlama ya da hormon istikrarında değişim görülebilir. Bu yüzden başarılı bir ameliyattan sonra bile periyodik takip ekseriyetle planın kesimidir.&#8221; Prof. Dr. Tolga Dündar</p>
</div>
</section>
<p><strong></p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/kosarken-basi-agridi-gunlerce-odadan-cikmadi-beynindeki-tumor-kanser-degilmis-hayatini-degistiren-teshis-3-4rQLnA56.jpg"/></img></div>
</div>
<p></strong></p>
<p><strong>&#8216;KANSER ÜZERE SALDIRGAN DEĞİL FAKAT BEYİNDE!&#8217;</strong></p>
<p>Teknik olarak hipofiz adenomunun kafatası içinde yer aldığı için beyin tümörleri başlığı altında anıldığını ve halk lisanında de zati beyin tümörü diye söylendiğini lakin kritik bir ayrım olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tolga Dündar, &#8220;<strong>Hipofiz adenomları büyük çoğunlukla güzel huylu (benign) lezyonlardır ve klasik beyin kanserleri üzere süratli yayılım gösteren yahut metastaz yapan saldırgan tümörlerle tıpkı şey değildir. Ciddiyetini belirleyen şey ekseriyetle kanser üzere davranması değildir. Daha evvel de bahsettiğimiz iki pratik tesiri vardır&#8221;</strong> dedi.</p>
<section>
<div>
<p>&#8220;Prolaktinoma, bayanlarda ve erkeklerde doğurganlığı bozabilen ancak birden fazla vakit tedaviyle düzelebilen bir hipofiz tümörüdür. Temel sistem şudur: yüksek prolaktin, beyindeki üreme eksenini baskılar. Bayanlarda bu durum yumurtlamanın bozulmasına ya da büsbütün durmasına yol açar. Sonuçta adet düzensizliği, adet kesilmesi ve hamile kalmada zorlanma görülebilir. Erkeklerde ise testosteron baskılanabilir, bu da cinsel istekte azalma, sperm kalitesinde bozulma ve infertilite ile sonuçlanabilir. Beden, yüksek prolaktin nedeniyle güya emzirme dönemindeymiş üzere davranır. Bu da üreme sistemini ikinci plana iter. Yani sorun birçok vakit kalıcı kısırlık değil, hormonal olarak baskılanmış doğurganlıktır. Gerçek tedaviyle prolaktin seviyesi olağana indiğinde doğurganlık birden fazla hastada geri gelir. Bilhassa dopamin agonisti dediğimiz ilaçlarla hem hormon düzeyi düşer hem de birçok vakit tümör küçülür. Bu nedenle birçok hastada adetler tekrar düzenlenir, yumurtlama başlar ve gebelik bahtı besbelli halde artar. Prolaktin seviyesi denetim altına alındığında, adet/yumurtlama tertibi geri geldiğinde ve tümörün durumu doktor tarafından güvenli bulunduğunda gebelik planlanabilir. Endokrinoloji ve/veya bayan doğum uzmanlarımızın takibiyle, bilhassa tümörün boyutu ve son MR durumu kıymetlendirilerek karar verilmelidir. Mikroprolaktinomada süreç ekseriyetle daha rahattır. Daha büyük tümörlerde ise gebelik öncesi planlama daha dikkatli yapılır. Prolaktinoma doğurganlığı bozabilir lakin bu birçok vakit tedavi edilebilir bir durumdur. Uygun tedavi sonrası pek çok hasta inançlı biçimde gebe kalabilir; kıymetli olan gebeliğin plansız değil, tabip denetiminde gerçekleşmesidir.&#8221; Prof. Dr. Tolga Dündar</p>
</div>
</section>
<p><strong></p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/kosarken-basi-agridi-gunlerce-odadan-cikmadi-beynindeki-tumor-kanser-degilmis-hayatini-degistiren-teshis-4-MM9AJIyb.jpg"/></img></div>
</div>
<p></strong></p>
<p>Açıklamalarını sonlandırmadan evvel spor, istikrarlı beslenme ve gerilim idaresi hipofiz adenomunu ya da prolaktinomayı direkt küçültmediğini lakin hastalığın gidişini, hastanın şikâyetlerini ve tedaviye dayanıklılığını bariz biçimde etkileyebileceğini söyleyen uzman isim bilhassa gerilimin, prolaktin seviyelerinde süreksiz yükselmelere yol açabileceğinin altını çizdi. <strong>&#8220;Bu nedenle kimi hastalarda yakınmaların arttığı hissi olabilir. Hatta kimi antideprasanların da prolaktin seviyelerini etkilediklerini poliklinikte sıklıkla görmekteyiz. Tıpkı halde uykusuzluk, sistemsiz ömür ve ağır ruhsal yük de hormon istikrarını dolaylı olarak zorlayabilir&#8221;</strong> diyen uzman isim, bu yüzden gerilim idaresinin, alternatif bir teklif değil, tedavinin destekleyici bir kesimi olduğundan bahsetti.</p>
<section>
<div>
<p>&#8220;Düzenli antrenman ise birkaç açıdan değerlidir: kilo denetimine yardımcı olur, insülin direncini ve yorgunluk hissini azaltabilir, ruh halini dayanaklar ve bilhassa uzun müddet hormon bozukluğu yaşayan hastalarda kemik ve kas sıhhatini müdafaaya katkı sağlar. Sağlıklı beslenme de hem genel hormonal istikrar hem de ameliyat gerekiyorsa cerrahiye hazırlık ve düzgünleşme süreci açısından pahalıdır. Bunları tabi ki yalnızca hipofiz tümörleri için söylemiyorum. Genelde başka tüm hastalıklarımız için misal dayanak düzenekleri olduğunu görüyoruz. Velhasıl biz bu hastalığa sırf tümör var mı yok mu diye bakmıyoruz. Ömür kalitesi, uyku tertibi, kilo denetimi, kemik sıhhati, gerilim düzeyi ve fizikî kondisyon, tedavinin muvaffakiyetini etkileyen gerçek ögeler. Yani bu başlıklar tümörü direkt yok etmese de hastanın süreci nasıl yaşayacağını ve tedaviden ne kadar yeterli sonuç alacağını önemli biçimde belirler.&#8221; Prof. Dr. Tolga Dündar</p>
</div>
</section>
<p></p>
<p>Kaynak : Milliyet</p><p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/saglik/kosarken-basi-agridi-gunlerce-odadan-cikmadi-beynindeki-tumor-kanser-degilmis-hayatini-degistiren-teshis.html">Koşarken başı ağrıdı, günlerce odadan çıkmadı! Beynindeki tümör kanser değilmiş: Hayatını değiştiren teşhis!</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.lutfiye.net/saglik/kosarken-basi-agridi-gunlerce-odadan-cikmadi-beynindeki-tumor-kanser-degilmis-hayatini-degistiren-teshis.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Huzursuz bağırsak mı, kanser belirtisi mi? ‘Alarm belirtileri var: Ciddiye alınmalı’</title>
		<link>https://www.lutfiye.net/yasam/huzursuz-bagirsak-mi-kanser-belirtisi-mi-alarm-belirtileri-var-ciddiye-alinmali.html</link>
					<comments>https://www.lutfiye.net/yasam/huzursuz-bagirsak-mi-kanser-belirtisi-mi-alarm-belirtileri-var-ciddiye-alinmali.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lütfiye]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 00:59:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[alarm]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi.]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ciddiye]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[huzursuz]]></category>
		<category><![CDATA[IBS]]></category>
		<category><![CDATA[Kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[mı?]]></category>
		<category><![CDATA[nemli]]></category>
		<category><![CDATA[Semptomları]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lutfiye.net/?p=76950</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karın ağrısı, şişkinlik ve bağırsak alışkanlıklarında meydana gelen değişikliklerle kendini gösteren İrritabl Bağırsak Sendromu (İBS), günümüzde sanılandan çok daha yaygın ve ömür kalitesini önemli halde etkiliyor. Hastaların en büyük tasalarından birinin İBS semptomlarının bazen kolon kanseri üzere daha önemli durumların belirtileriyle örtüşebilmesi olduğunu söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. A. Emre Yıldırım, hastalığın kanser açısından daha kuşkulu olan alarm belirtilerini açıkladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/yasam/huzursuz-bagirsak-mi-kanser-belirtisi-mi-alarm-belirtileri-var-ciddiye-alinmali.html">Huzursuz bağırsak mı, kanser belirtisi mi? ‘Alarm belirtileri var: Ciddiye alınmalı’</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><p><strong>Betül Topaklı / Milliyet.com.tr &#8211; </strong>Fiziksel belirtileri kadar ruhsal ve toplumsal tesirleriyle de milyonlarca insanın hayat kalitesini etkileyen İrritabl Bağırsak Sendromu (İBS), Türkiye’de her 6 şahıstan birinde görülüyor. Hastalık; günlük hayatı, iş performansını ve toplumsal aktiviteleri önemli oranda kısıtlarken, hastalar daima tuvalet arama kaygısı, beslenme kısıtlamaları ve utanç hissi nedeniyle toplumsal izolasyon, depresyon ve anksiyete riskiyle karşı karşıya kalabiliyor. Pekala, İrritabl Bağırsak Sendromu (İBS) nedir ve öteki bağırsak hastalıklarından nasıl ayrılır? İrritabl Bağırsak Sendromu’nun bağırsakların yapısal bir bozukluğu olmaksızın, fonksiyonel olarak hassas ve çok yansılı çalıştığı kronik bir durum olduğunu söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. A. Emre Yıldırım, “<em>Yani bağırsaklarınızın içinde bir yara, iltihap yahut yapısal bir sorun yoktur fakat çalışma tertibi bozulmuştur. Bunu şöyle düşünebiliriz: Bir orkestrada tüm enstrümanlar yerli yerinde duruyor ancak orkestra şefi (beyin-bağırsak aksı) notaları yanlış yorumladığı için ortaya uyumsuz bir melodi çıkıyor. Halk ortasında sıkça kullanılan ‘Huzursuz Bağırsak Sendromu’ tabiri de bu durumu çok hoş özetler.</em> <strong>İltihabi Bağırsak Hastalıkları (İBH) olan Crohn hastalığı yahut Ülseratif Kolit üzere durumlardan temel farkı ise, İBS&#8217;de bağırsaklarda rastgele bir iltihap yahut doku hasarı olmamasıdır. İBH&#8217;de bağırsak duvarında önemli iltihaplanmalar ve yaralar görülürken, İBS&#8217;de bu cins fizikî bulgulara rastlanmaz”</strong> dedi.</p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/huzursuz-bagirsak-mi-kanser-belirtisi-mi-alarm-belirtileri-var-ciddiye-alinmali-0-9RBaNFSs.jpg"/></img></div>
</div>
<section>
<div>
<p>“İBS, tek bir sebebin değil, vücudun farklı sistemlerinin birlikte yazdığı karmaşık bir öyküdür. Son yıllarda üzerinde en çok durulan mevzu ise beyin ile bağırsak ortasındaki o karmaşık ve büyüleyici irtibat çizgisidir. Çift taraflı işleyen, adeta görünmez bir otoyol üzere çalışan bu sistemde en ufak bir aksama bile, bağırsakların gerilime, besinlere ya da çevresel uyaranlara beklenenden çok daha güçlü reaksiyonlar vermesine yol açabilir. Bazen bağırsaklarımız, duygusal bir sevgili üzere davranır; küçük bir değişikliği büyütür, en ufak bir uyarana bile alınır, küser ve bunu çabucak muhakkak eder. Bu hassasiyetin gerisinde sırf irtibat bozukluğu değil; kullanılan ilaçlar, alkol tüketimi, bağırsak florasındaki dengesizlikler, geçirilmiş enfeksiyonlar ve genetik yatkınlık üzere birçok faktör de yer alır.” Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. A. Emre Yıldırım</p>
</div>
</section>
<p><strong>‘KARNIYARIK OTU SEMPTOMLARI HAFİFLETİYOR’</strong></p>
<p>Karnıyarık otunun (psyllium husk), İBS semptomlarının idaresinde epey tesirli olabilen doğal bir lif kaynağı olduğunu aktaran Prof. Dr. A. Emre Yıldırım, “<strong>Hem kabızlık hem de ishal tipi İBS&#8217;de yarar sağlayabilir. Suyu emerek dışkının hacmini artırır ve kıvamını düzenler. Kabızlıkta dışkının daha kolay geçmesini sağlarken, ishalde dışkıyı katılaştırarak sıklığını azaltır. Ayrıyeten, prebiyotik tesiri sayesinde bağırsaklardaki yararlı bakterilerin çoğalmasına da yardımcı olur.</strong> Başka liflerin tersine fazla fermente olmadığı için gaz yapma riski daha düşüktür. Dozaj ve kullanım hali şahsa özel ayarlanmalıdır. <em>Mutlaka bol su ile alınmalı, düşük dozla başlanarak kademeli artırılmalıdır. Aksi halde yetersiz sıvı alımı bağırsak sıkıntılarına yol açabilir. Bilhassa kronik hastalığı olanlar yahut tertipli ilaç kullananlar için, psyllium kullanımı öncesinde gastroenteroloji doktor görüşü almak en inançlı yaklaşım olmalıdır</em>” ikazında bulundu.</p>
<p><strong>‘RUHSAL DURUMLA ORTASINDA GÜÇLÜ BİR BAĞ VAR’</strong></p>
<p>“İBS ve ruhsal durum ortasında çok güçlü bir bağ var” diyen Prof. Dr. A. Emre Yıldırım, “Kulağa çok argümanlı gelse de bağırsaklarımız, çoklukla ‘ikinci beyin’ olarak isimlendirilir. Zira beyinle daima bağlantı halindedir ve memnunluk hormonu olarak tanımlanan serotonin üzere birçok nörotransmitterin yüzde 95 üzere büyük bir kısmı bağırsaklarda üretilir. Bağırsaklar ruhun aynasıdır. <strong>Stres, anksiyete ve depresyon, beyin-bağırsak aksını etkileyerek İBS semptomlarını tetikleyebilir yahut kötüleştirebilir. Aksine, İBS semptomlarının yarattığı rahatsızlık ve belirsizlik de anksiyete ve depresyonu artırabilir. Bu bir kısır döngüdür:</strong> <em>Stres bağırsakları huzursuz eder, huzursuz bağırsaklar gerilimi artırır. Bu nedenle, İBS tedavisinde yalnızca bağırsaklara değil, ruhsal sıhhate da odaklanmak büyük değer taşır. Meditasyon, yoga, sistemli antrenman ve gerekirse ruhsal takviye, bu döngüyü kırmada yardımcı olabilir</em>” bilgilerini paylaştı.</p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/huzursuz-bagirsak-mi-kanser-belirtisi-mi-alarm-belirtileri-var-ciddiye-alinmali-1-rfxHCx3p.jpg"/></img></div>
</div>
<section>
<div>
<p>“Gluten, son yıllarda popülaritesi artan bir mevzu. İBS ile glutensiz beslenme ortasındaki ilgi ise sanıldığı kadar kolay değil. Birçok hasta buğday tüketince şikâyetlerinin arttığını, gluteni kestiklerinde semptomlarında düzgünleşme olduğunu söyler.  İBS ile Non-Çölyak Gluten Hassasiyeti neredeyse tıpkı olan karın ağrısı, şişkinlik, gaz ve dışkılama değişiklikleri belirtilerini gösterir. Bu yüzden ayrım yapmak zordur. Lakin sorun her vakit gluten olmayabilir. Üstelik birtakım hastalarda asıl tetikleyici gluten değil, buğdaydaki FODMAP’ler (özellikle fruktanlar) olabilir. Glutensiz diyet kimi İBS hastalarında (özellikle ishal baskın tipte) rahatlama sağlayabilir. Lakin bu yaklaşım herkese uygun değildir ve bilinçsiz uygulanırsa besin (lif, B vitaminleri, demir ve magnezyum) eksikliklerine yol açabilir. Dahası, birçok glutensiz paketli eserin yüksek şeker ve yağ içeriği, beklenmedik kilo artışlarını beraberinde getirebilir. Ayrıyeten glutensiz diyet bağırsak mikrobiyotası istikrarını değiştirerek disbiyoz riskini artırabilir. Bu nedenle glutensiz beslenme, her İBS hastası için otomatik bir tahlil değildir.”</p>
</div>
</section>
<p><strong>‘ŞİKAYETLERİ KANSERLE KARIŞABİLİYOR’ </strong></p>
<p>Hastaların en büyük kaygılarından birinin de İBS semptomlarının bazen kolon kanseri üzere daha önemli durumların belirtileriyle örtüşebilmesi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. A. Emre Yıldırım, “Ancak birtakım alarm belirtileri vardır ki bunlar kesinlikle ciddiye alınmalı ve bir doktor tarafından değerlendirilmelidir. <em>İBS çoklukla genç yaşlarda başlar ve karın ağrısı, şişkinlik ve gaz üzere semptomlar uzun yıllardır emsal biçimde devam eder. Ağrı ekseriyetle dışkılama ile hafifler ve gece uykudan uyandırmaz. Bireyde kilo kaybına neden olmazken, dışkıda kan yahut kanla karışık mukus görülmez. </em><strong>Ancak 50 yaş ve üzerinde yeni başlayan bağırsak şikayetleri, açıklanamayan kilo kaybı, dışkıda taze kan yahut siyah, katran üzere dışkı, gece uykudan uyandıran karın ağrısı, yeni başlayan kansızlık, ailede kolon kanseri hikayesi olması ve dışkılama alışkanlıklarında ani ve kalıcı değişiklikler kanser açısından daha kuşkulu olan alarm belirtilerdir. </strong>Bu belirtilerinden rastgele biri varsa, vakit kaybetmeden bir gastroenteroloji uzmanına başvurmak hayati değer taşır” ikazında bulundu.</p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/huzursuz-bagirsak-mi-kanser-belirtisi-mi-alarm-belirtileri-var-ciddiye-alinmali-2-Zp4ISLPY.jpg"/></img></div>
</div>
<p></p>
<p><strong>‘BAĞIRSAKLARINIZ SİZİNLE KONUŞUR’</strong></p>
<p>İBS’nin çoklukla büsbütün &#8220;iyileşen&#8221; bir hastalık olarak kabul edilmediğini, daha çok ömür uzunluğu yönetilmesi gereken kronik bir durum olduğunu aktaran Prof. Dr. A. Emre Yıldırım, hastalıktan büsbütün korunmanın her vakit mümkün olmasa da, semptomların ortaya çıkma riskini azaltmak ve mevcut semptomları hafifletmek için yapılması gerekenleri şöyle anlattı: “<strong>Tıpkı tansiyon yahut diyabet üzere, hakikat ömür stili değişiklikleri, diyet düzenlemeleri ve gerilim idaresi ile semptomlar denetim altına alınabilir. Maksat, semptomları tetikleyen faktörleri belirlemek ve bunlardan kaçınarak bağırsakları huzurlu tutmaktır. Bu, daima bir öğrenme ve adaptasyon sürecidir. Bağırsaklarınızla güzel bir bağ kurmayı öğrenmek üzere düşünebilirsiniz. Yani neyi sevdiğini, neye kızdığını bilmek ve ona nazaran davranmak gerekir. Bağırsakların huyuna suyuna gitmek, inatlaşmamak gerekir.</strong> <em>Akdeniz tipi beslenmek, lif açısından güçlü besinler ile bol zerzevat ve meyve tüketmek, günde en az 8-10 bardak su içmek, sistemli idman yapmak, gerilimi yönetmek, kâfi ve kaliteli uyumak, alkol ve delile dayalı verisi olmayan bitkisel ilaçlardan uzak durmak, gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak, probiyotik ve prebiyotik destekleri ve yiyecek günlüğü tutmak semptomların önüne geçer.</em> Unutmayın, bağırsaklarınız sizinle konuşur. Onu dinlemeyi öğrenmek ve gereksinimlerine kulak vermek, İBS ile barışık bir ömür sürmenin anahtarıdır.”</p>
</p>
<p></p>
<p>Kaynak : Milliyet</p><p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/yasam/huzursuz-bagirsak-mi-kanser-belirtisi-mi-alarm-belirtileri-var-ciddiye-alinmali.html">Huzursuz bağırsak mı, kanser belirtisi mi? ‘Alarm belirtileri var: Ciddiye alınmalı’</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.lutfiye.net/yasam/huzursuz-bagirsak-mi-kanser-belirtisi-mi-alarm-belirtileri-var-ciddiye-alinmali.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tatlıses ailesinde kaos! İmparator hasta yatağından seslendi: Oğlumu sevmiyorum, sevmeyeceğim</title>
		<link>https://www.lutfiye.net/magazin/tatlises-ailesinde-kaos-imparator-hasta-yatagindan-seslendi-oglumu-sevmiyorum-sevmeyecegim.html</link>
					<comments>https://www.lutfiye.net/magazin/tatlises-ailesinde-kaos-imparator-hasta-yatagindan-seslendi-oglumu-sevmiyorum-sevmeyecegim.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lütfiye]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Apr 2026 09:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Tatlıses]]></category>
		<category><![CDATA[ailesinde]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[Baş]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastaneye]]></category>
		<category><![CDATA[İmparator]]></category>
		<category><![CDATA[kaos!]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[magazin]]></category>
		<category><![CDATA[oğlumu]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[seslendi!]]></category>
		<category><![CDATA[sevmeyeceğim]]></category>
		<category><![CDATA[sevmiyorum,]]></category>
		<category><![CDATA[tatlıses]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yatağından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lutfiye.net/?p=76805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tatlıses ailesinde sular durulmuyor. İbrahim Tatlıses’in hastanede tedavi gördüğü süreçte gönderdiği ses kaydı ortaya çıktı. Usta sanatçının kayıttaki sözleri ve açıklamaları gündem yarattı.</p>
<p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/magazin/tatlises-ailesinde-kaos-imparator-hasta-yatagindan-seslendi-oglumu-sevmiyorum-sevmeyecegim.html">Tatlıses ailesinde kaos! İmparator hasta yatağından seslendi: Oğlumu sevmiyorum, sevmeyeceğim</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><p><strong>HABER MERKEZİ &#8211; </strong>Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, yurt dışı konser programının akabinde İstanbul&#8217;daki meskeninde ansızın kötüleşti.</p>
<p>Sağlık takımlarınca birinci müdahalesi yapılan Tatlıses, ambulansla Acıbadem Altunizade Hastanesi&#8217;ne kaldırıldı. Sanatkarın hastaneye kaldırıldığı haberini alan ailesi, çocukları ve yakın etrafı kısa müddette hastaneye akın etti.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/tatlises-ailesinde-kaos-imparator-hasta-yatagindan-seslendi-oglumu-sevmiyorum-sevmeyecegim-0-fMkb1Q16.jpg"/></img></p>
<p><strong>AHMET TATLISES VE DİLAN ÇITAK HASTANEYE KOŞTU</strong></p>
<p>Ahmet Tatlıses&#8217;e babasının şikayeti üzerine önlem hedefli elektronik kelepçe takılmıştı. Tatlıses&#8217;in babasına 3 kilometreden fazla yaklaşması yasaktı. Hastaneye birinci başta yaklaşamayan Ahmet Tatlıses daha sonra İbrahim Tatlıses&#8217;in isteğiyle hastaneye geldi.</p>
<p><strong>TANSİYONU 19.5 OLDU</strong></p>
<p>İbrahim Tatlıses küs çocukları da dahil tüm çocuklarıyla tek tek görüştü. Dilan’ın akabinde küs olduğu oğlu Ahmet Tatlıses’i görmek istedi. Aylar sonra gerçekleşen görüşmede baba-oğul gözyaşlarına hakim olamazken, Ahmet Tatlıses kötüleşti.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/tatlises-ailesinde-kaos-imparator-hasta-yatagindan-seslendi-oglumu-sevmiyorum-sevmeyecegim-1-xK6gJGLi.jpg"/></img></p>
<p>İbrahim Tatlıses&#8217;in hasta yatağından yaptığı açıklamalar magazin gündemine damga vurdu. Gel Konuşalım&#8217;daki bilgilere nazaran, hastanede bulunduğu süreçte sıhhat durumuna da değinen Tatlıses’in “Yoğun bakımdayım lakin süperim” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;PARAYI BEN VERDİM&#8221;</strong></p>
<p>Oğlu Ahmet Tatlıses ile yaşadığı tartışmaya da değinen sanatçı, kırgınlığını hayli açık bir lisanla lisana getirerek “Oğlumu sevmiyorum, sevmeyeceğim. Hakkımı helal etmeyeceğim. Benim düşman olduğum beşerlerle oturuyor. Benim otelimde kalıyor. Yaparken ben vardım, parayı verdim. 4 milyon para verdim. Para nerede? Ben de değil.” sözlerini kullandı.</p>
<p><strong>&#8220;BU ADAMI KONUŞTURMAYIN&#8221;</strong></p>
<p>Konuşmasına sert bir formda devam eden müzikçi, “Ben beş tane hastaneden akli istikrarı yerindedir raporu aldım. O yalanlamaya çalıştı. İsimli tıptan rapor aldım, ona bile ‘yalan’ dedi. Onun niyeti ne biliyor musunuz? Kendini vasi olarak atanmak istiyor. Sen kimsin lan! Okuma yazman bile yok. Melek üniversite bitirmiş. İdo bu türlü şeylerle muhatap olmaz. Bir daha da bu adamı konuşturmayın.”</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/tatlises-ailesinde-kaos-imparator-hasta-yatagindan-seslendi-oglumu-sevmiyorum-sevmeyecegim-2-ZL6zJ1CL.jpg"/></img></p>
<p><strong> &#8220;YATSIN KALKSIN, TUĞÇE&#8217;YE DUA ETSİN&#8221;</strong></p>
<p>Yolladığı son ses kaydında maddi bahislerden bahseden isim, &#8220;Yatsın kalksın Tuğçe&#8217;ye dua etsin. Dilan da o da. Melek ile Tuğçe olmada ikisini de almazdım. Onun için oğlumu sevmiyorum, sevmeyeceğim. Sen 4 tane konutu Şule&#8217;den aldın, parayı kime verdin? Babama götüreceğim dedin, getirmedin. Neden meskenden aldığın paraları bana getirmedin. Tuğçe&#8217;ye konut alsam ne olur? Helal olsun. Benim dostlarım aldı. Melek onların düzeyinde değil ki. İdo da değil. Hiçbir vakit karşılık vermez onlara. Ahlaklı zira. Dükkan verdim sana 7 tane, hepsini batırdın.&#8221;</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/tatlises-ailesinde-kaos-imparator-hasta-yatagindan-seslendi-oglumu-sevmiyorum-sevmeyecegim-3-ksIecjim.jpg"/></img></p>
<p><strong>SAĞLIK DURUMU HAKKINDA DA AÇIKLAMA YAPTI</strong></p>
<p>Sağlık durumu hakkında da konuşan Tatlıses, “Safra kesemden ötürü hastanedeyim, yarın alacaklar. Sevenlerime lütfen yeterli olduğumu söyleyin.”</p>
</p>
<p></p>
<p>Kaynak : Milliyet</p><p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/magazin/tatlises-ailesinde-kaos-imparator-hasta-yatagindan-seslendi-oglumu-sevmiyorum-sevmeyecegim.html">Tatlıses ailesinde kaos! İmparator hasta yatağından seslendi: Oğlumu sevmiyorum, sevmeyeceğim</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.lutfiye.net/magazin/tatlises-ailesinde-kaos-imparator-hasta-yatagindan-seslendi-oglumu-sevmiyorum-sevmeyecegim.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İbrahim Tatlıses ve Ailesinin Hastane Gündemi: Oğlu Ayel İçin Kontrol ve Hasta Durumu</title>
		<link>https://www.lutfiye.net/yasam/ibrahim-tatlises-ve-ailesinin-hastane-gundemi-oglu-ayel-icin-kontrol-ve-hasta-durumu.html</link>
					<comments>https://www.lutfiye.net/yasam/ibrahim-tatlises-ve-ailesinin-hastane-gundemi-oglu-ayel-icin-kontrol-ve-hasta-durumu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lütfiye]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 23:02:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[ailesi’nin]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ayel]]></category>
		<category><![CDATA[Ayel Tatlıses]]></category>
		<category><![CDATA[bakımevi]]></category>
		<category><![CDATA[Baş]]></category>
		<category><![CDATA[Durumu]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Tatlıses]]></category>
		<category><![CDATA[İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Kan]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[oğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Rutin]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Durumu]]></category>
		<category><![CDATA[tatlıses]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yasemin Şefkatli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lutfiye.net/?p=76620</guid>

					<description><![CDATA[<p>İbrahim Tatlıses ve ailesinin hastane gündemi: Oğlu Ayel için kontrol ve hasta durumu hakkında güncel haberler, duyarlı ve güvenilir bilgi.</p>
<p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/yasam/ibrahim-tatlises-ve-ailesinin-hastane-gundemi-oglu-ayel-icin-kontrol-ve-hasta-durumu.html">İbrahim Tatlıses ve Ailesinin Hastane Gündemi: Oğlu Ayel İçin Kontrol ve Hasta Durumu</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yoğun bakıma kaldırılan usta sanatçı İbrahim Tatlıses’in gelini Yasemin Şefkatli, oğlunun hastanede olduğuna dair paylaşım yaptı. Ailesinin ve sevenlerinin endişeyle takip ettiği süreçte, Ayel’in doktor kontrolleri ve sağlık durumu öne çıkan başlıklar olarak gündeme geldi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/ibrahim-tatlises-ve-ailesinin-hastane-gundemi-oglu-ayel-icin-kontrol-ve-hasta-durumu-0-S4bs6ubp.jpg" alt="İbrahim Tatlıses ve Ailesinin Hastane Gündemi: Oğlu Ayel İçin Kontrol ve Hasta Durumu" /></p>
<p><u>İlaç ve enfeksiyon endişesi</u>; kızı Melek Zübeyde’nin Gel Konuşalım programında yaptığı açıklamada, “ameliyat söz konusu” ifadesiyle enfeksiyonun vücudu sardığı belirtilmişti. Doktorlar, safradan kaynaklanabilecek bir enfeksiyon nedeniyle müdahale ihtimalini değerlendiriyorlar ve operasyon durumunu yakından izliyorlar.</p>
<p>Yaşanan bu süreçte, Tatlıses’in ailesinin hızlı hareketi ve tedaviye olan bağlılığı dikkat çekti. Geldikleri hastanede herkes, annenin ve çocukların güvenliğini ön planda tutarak durumları hakkında bilgi paylaşımında bulunmaya devam etti.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/04/ibrahim-tatlises-ve-ailesinin-hastane-gundemi-oglu-ayel-icin-kontrol-ve-hasta-durumu-1-qlJ9Rh4N.jpg" alt="İbrahim Tatlıses ve Ailesinin Hastane Gündemi: Oğlu Ayel İçin Kontrol ve Hasta Durumu" /></p>
<p>Gelin Yasemin Şefkatli ise Ayel’in sağlık durumu ve kontrolleriyle ilgili duygularını paylaştı: <strong>“O ciddiyetin, olgunluğun bana güç veriyor sevgili çocuk. Dün burada olamadık ama ailemizin her ferdi sağlıklı ve iyi; inşallah daha da iyi olacak.”</strong> mesajında, oğlunun kardiyoloji kontrolü için hastanede olduğunu belirtti.</p>
<p><u>Oğlunun durumu ve aileye mesaj</u>; Şefkatli’nin paylaşımlarında, Ayel’in rutin kardiyoloji kontrolü ve ileriki süreçte neler gerektiğine dair konuşmalar yer aldı. Aile, bu savaşı birlikte göğüsleyeceklerini vurguladı ve herkesin sağlığının korunması adına dua etti.</p>
<p><strong>Başhekimden açıklama</strong> olarak hastane sözcüsü, <u>bakteriyel enfeksiyon nedeniyle tedavi sürecinin başlatıldığını</u> kaydetti. Tedavinin amacı ve mevcut durum, hastanın bilinci açık olmasıyla güven verici bulundu. Genel durumunun iyi olduğu belirtilirken, enfeksiyon kaynaklı tedavilere dikkatle devam edileceği vurgulandı.</p><p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/yasam/ibrahim-tatlises-ve-ailesinin-hastane-gundemi-oglu-ayel-icin-kontrol-ve-hasta-durumu.html">İbrahim Tatlıses ve Ailesinin Hastane Gündemi: Oğlu Ayel İçin Kontrol ve Hasta Durumu</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.lutfiye.net/yasam/ibrahim-tatlises-ve-ailesinin-hastane-gundemi-oglu-ayel-icin-kontrol-ve-hasta-durumu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyku apnesinde &#8216;ilaçlı&#8217; ihtilal kapıda! Beyin felci, uykuda kalp krizi ve demans riskini katlayan hastalık</title>
		<link>https://www.lutfiye.net/saglik/uyku-apnesinde-ilacli-ihtilal-kapida-beyin-felci-uykuda-kalp-krizi-ve-demans-riskini-katlayan-hastalik.html</link>
					<comments>https://www.lutfiye.net/saglik/uyku-apnesinde-ilacli-ihtilal-kapida-beyin-felci-uykuda-kalp-krizi-ve-demans-riskini-katlayan-hastalik.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lütfiye]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 17:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[‘ilaçlı’]]></category>
		<category><![CDATA[Ağır]]></category>
		<category><![CDATA[apnesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal]]></category>
		<category><![CDATA[felci:]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık”]]></category>
		<category><![CDATA[ihtilal]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kan]]></category>
		<category><![CDATA[kapıda!]]></category>
		<category><![CDATA[katlayan]]></category>
		<category><![CDATA[krizi,]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uyku apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[uykuda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lutfiye.net/?p=75211</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milyonlarca insanı uykuda nefessiz bırakan, ağır horlamalarla birlikte kalp krizinden demansa kadar pek çok hastalığı tetikleyen uyku apnesinde 'cihaz' mahkumiyeti bitiyor mu? Bilim dünyası, yıllardır kullanılan bir ilacın uyku apnesi ataklarını neredeyse yarı yarıya azalttığını kanıtladı. Üstelik bu ihtilal niteliğindeki tedavinin birkaç yıl içinde Türkiye’de de ulaşılabilir olacağı düşünülüyor. Milliyet.com.tr'ye konuşan Türk Uyku Tıbbı Derneği Lider Yardımcısı Prof. Dr. Gülçin Benbir Şenel, "umut verici gelişmeleri" kıymetlendirdi. İşte maskeleri rafa kaldıracak araştırmaların çarpıcı ayrıntıları...</p>
<p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/saglik/uyku-apnesinde-ilacli-ihtilal-kapida-beyin-felci-uykuda-kalp-krizi-ve-demans-riskini-katlayan-hastalik.html">Uyku apnesinde ‘ilaçlı’ ihtilal kapıda! Beyin felci, uykuda kalp krizi ve demans riskini katlayan hastalık</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><p><strong>MİLLİYET.COM.TR / ÖZEL &#8211;</strong> Uyku apnesi dünya çapında milyonlarca kişinin hayatını olumsuz etkileyen yorucu ve yıpratıcı sorunlardan biri. Uyku apnesinin tedavisi, hastalığın şiddetine nazaran ömür şeklinde yapılan değişiklikler, özel aygıtların kullanımı ve bazen de çeşitli cerrahi müdahaleler ile mümkün olabiliyor. Bu hastalığın bir ilaç tedavisi ise şimdiye kadar bulunmuş değildi. Obstrüktif uyku apnesi, uyku sırasında üst hava yolundaki kasların süreksiz olarak kısmi yahut tamamına yakınının kapanması sonucu oluşuyor. Bu durum kişinin gece boyunca tekrar tekrar nefesinin kesilmesine ve şiddetli horlamalara yol açıyor. Hastalık en hafif formundayken bile bazen saatte 5 sefer nefes durması yaşanabilirken, şiddetli hadiselerde bu durum <strong>saatte 100 defa nefes durmasına</strong> kadar varabiliyor.</p>
<p>Bu sorun yalnızca uyku ve ömür kalitesini bozmakla kalmıyor. Uzun vadede düşük oksijen düzeyleri sebebiyle sempatik aktivasyon ve tansiyon yüksekliğine bağlı olarak <strong>kalp hastalıkları, uykuda kalp krizi, beyin felci</strong> <strong>ve demans</strong> riskini de artırıyor. Günümüzde standart olarak kabul edilen ve en yaygın tedavi prosedürü olan <strong>PAP (positive airway pressure) cihazları</strong>, uyku sırasında müspet hava basıncı vererek teneffüs yollarını açık tutmayı sağlıyor. Fakat birçok hasta bu aygıtları uzun müddet kullanmakta zorlanıyor yahut sıhhat durumlarındaki elverişsizlikler nedeniyle kullanamıyor.</p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/03/uyku-apnesinde-ilacli-ihtilal-kapida-beyin-felci-uykuda-kalp-krizi-ve-demans-riskini-katlayan-lbtFrw8D.jpg"/></img><span></p>
<p>Uyku apnesinde standart olarak kabul edilen PAP aygıtları, uyku sırasında müspet hava basıncı vererek teneffüs yollarını açık tutmayı sağlıyor. Lakin birçok hasta bu aygıtları uzun müddet kullanmakta zorlanıyor. (Fotoğraf: iStock)</p>
<p></span></div>
</div>
<p><strong>YENİ BİR UMUT: UYKU APNESİ İLAÇLA TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?</strong></p>
<p>Bu bahiste çalışmalar yapan bilim insanları, yıllardır epilepsi tedavisinde kullanılan bir ilacın uyku apnesi semptomlarını kıymetli ölçüde azaltabileceğini ortaya koydu. Yeni klinik deney sonuçlar ise gelecekte hastalar için PAP aygıtlarına alternatif bir tedavi seçeneği doğabileceğini gösteriyor. Heyecan verici çalışma çerçevesinde araştırmacılar, uzun müddettir nöbet tedavisinde kullanılan <em>Sultiame</em> isimli ilacın uyku apnesi üzerindeki tesirini inceliyor.</p>
<p>Son yayımlanan Faz II klinik deney sonuçlarına nazaran ilacı kullanan hastalarda, plasebo alanlara kıyasla apne ataklarında besbelli bir azalma ve uyku kalitesinde önemli düzgünleşme gözlemlendi. Çalışmanın sonuçları saygın tıp dergisi The Lancet’te yayımlandı. Bahisle ilgili uzman görüşünü aldığımız <strong>Türk Uyku Tıbbı Derneği Lider Yardımcısı, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Uyku ve Bozuklukları Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Gülçin Benbir Şenel</strong>, yeni çalışmanın evvelinde obezite ilaçlarının uyku apnesi üzerindeki tesirlerine odaklanıldığını hatırlatıyor ve ortalarında son periyotlarda bilhassa ABD&#8217;de epey tanınan olan kilo kaybı ve tip 2 diyabet enjeksiyonu Ozempic&#8217;in de bulunduğu GLP-1 analoglarına işaret ediyor:</p>
<section>
<div>
<p>“GLP-1 analogları bedendeki doğal tokluk hormonunu taklit ederek tip 2 diyabet ve obezite tedavisinde kullanılan tesirli ilaçlardır. Klinik araştırmalar, semaglutide ve tirzepatide üzere GLP-1 analoglarının kilo ve iltihabı azaltarak üst teneffüs yolunda yağ birikimini azalttığı ve buna bağlı olarak da uyku apnesinin göstergesi apne-hipopne indeksini (AHI) değerli ölçüde azalttığını ortaya koymuştur.&#8221;</p>
</div>
</section>
<p>Prof. Dr. Şenel&#8217;in &#8220;semaglutide&#8221; ve &#8220;tirzepatide&#8221; formunda söz ettiği örnekler piyasada Ozempic ve Mounjaro isimli tanınan obezite ve tip 2 diyabet ilaçları. Prof. Dr. Şenel, &#8220;En değerli uyku tıbbı mecmualarından Sleep&#8217;te yayınlanan ve 1067 iştirakçinin yer aldığı altı çalışmanın özetlendiği bildiride kelam konusu etken unsurları içeren ilaçların kullanımında nefes durması olaylarının değerli ölçüde azalmasına ek olarak kilo kaybı ve kan basıncı düşmesi de görülmüştür&#8221; diyor lakin yan tesirlere ait ihtarlarda da bulunuyor:</p>
<p><strong><em>&#8220;Oldukça tesirli olmalarına rağmen gastrointestinal yan tesir riskinin arttığı da mide bulantısı, ishal, kusma, kabızlık, karın-mide rahatsızlığı ve ağrısı, enjeksiyon bölgesi tepkileri, yorgunluk, çok hassaslık ve alerjik tepkileri görülebileceği de bilinmekte. İnsanlarda data olmamakla birlikte, hayvanlarda tiroid tümörleri ile ilişkilendirilmeleri nedeniyle şahsî yahut ailesel tiroid kanseri hikayesi olan hastalarda yahut &#8216;multipl endokrin neoplazi sendromu&#8217; görülen hastalarda kullanılmamalı.&#8221;</em></strong></p>
<p><strong>YENİ ARAŞTIRMAYA 298 HASTA KATILDI</strong></p>
<p>Bu noktada son araştırmaya dönmek gerekirse; yeni Faz II klinik deneyine orta ve ağır derecede uyku apnesi olan 298 hasta katıldı. Araştırma 15 hafta sürdü. İştirakçilerin yarısına plasebo verilirken başka yarısına farklı dozlarda <em>Sultiame</em> uygulandı.Ortaya çıkan sonuçlar dikkat cazipti. <strong>İlacı kullanan hastalarda apne ataklarının sayısı kıymetli ölçüde azaldı, uyku kalitesi düzgünleşti, gün içindeki çok uyku hali azaldı.</strong> Ayrıyeten en yüksek doz kümesinde ise apne ataklarının <strong>yüzde 47’ye kadar</strong> azaldığı görüldü.</p>
<p>Araştırmaya liderlik eden Jan Hedner, University of Gothenburg bünyesinde misyon yapan kıdemli bir akciğer hastalıkları profesörü. Hedner, sonuçların umut verici olduğunu belirterek daha geniş kapsamlı ve uzun periyodik çalışmalarla ilacın tesirinin ve güvenliğinin doğrulanması gerektiğini söylüyor.</p>
<section>
<div>
<p>Prof. Dr. Gülçin Benbir Şenel&#8217;in de hatırlattığı üzere Sultiame bu alanda araştırılan tek ilaç değil. 2024 yılında Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir firma olan ve şeker hastalığı ve kanser üzerine olan güçlü çalışmaları ile bilinen Eli Lilly, kilo kaybı sağlayan GLP-1 analogu Tirzepatide için uyku apnesi tedavisini de kapsayan genişletilmiş onay almıştı. Obezite, uyku apnesinin en kıymetli risk faktörlerinden biri olduğu için kilo kaybı tedavileri de hastalığın semptomlarını azaltabiliyor.</p>
</div>
</section>
<p><strong>Prof. Dr. Şenel,</strong> ilaçla tedavi ve onay süreci hakkında &#8220;Tüm bu bilgiler ışığında, Amerikan Besin ve İlaç Dairesi FDA, 2024 yılının sonlarında, GLP-1 analoglarının obez yetişkinlerde, orta ila ağır şiddetli obstrüktif uyku apnesi tedavisinde kullanılmasını onayladı. <strong>Avrupa Tıp Derneği de klasik tedavilerle birlikte kullanılmalarını ya da PAP tedavisine ahenk sağlamakta zorlanan hastalarda tek başlarına kullanılmalarını tavsiye etti.</strong> Sonuç olarak, GLP-1 analogları, tip 2 diyabeti olmayan, obez yetişkinlerde ve orta-ağır obstrüktif uyku apnesi tanısı alan hastalar için umut verici bir alternatif sunmakta. Sürdürülebilir yararları ve güvenliğini doğrulamak için ise daha uzun vadeli çalışmalar gerekli&#8221; diyor ve Eli Lilly tarafından geliştirilen <em>Tirzepatide</em>&#8216;nin uyku apnesi tedavisinde onay alan birinci ve tek ilaç olarak ABD ve Avrupa’da çok sayıda merkezde kullanımına başlandığını belirtiyor.</p>
<p><strong>&#8216;BİRKAÇ YIL İÇİNDE TÜRKİYE&#8217;DE DE MÜMKÜN OLABİLİR&#8217;</strong></p>
<p>Diğer taraftan ABD merkezli biyoteknoloji şirketi Apnimed, Japon ilaç firması Shionogi &#038; Co., Ltd. ile birlikte <em>Sultiame</em>&#8216;yi uyku apnesi tedavisine uyarlamak için çalışmalarını sürdürüyor. Apnimed’in geliştirdiği ve AD109 kod ismiyle bilinen öbür bir ilaç adayı da Faz III klinik deneylerinde olumlu sonuçlar gösterdi. Şirketin bu yıl içinde ABD’de resmi onay başvurusu yapması bekleniyor. <strong>Prof. Dr. Gülçin Benbir Şenel</strong> ise önümüzdeki bir kaç yıl içerisinde, Türkiye’de de obstrüktif uyku apnesi tedavisinde ilaç tedavisinin mümkün olabileceğini düşünüyor.</p>
<p><em><strong>Kaynaklar:</strong> Gizmodo, The Lancet</em></p>
</p>
<p></p>
<p>Kaynak : Milliyet</p><p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/saglik/uyku-apnesinde-ilacli-ihtilal-kapida-beyin-felci-uykuda-kalp-krizi-ve-demans-riskini-katlayan-hastalik.html">Uyku apnesinde ‘ilaçlı’ ihtilal kapıda! Beyin felci, uykuda kalp krizi ve demans riskini katlayan hastalık</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.lutfiye.net/saglik/uyku-apnesinde-ilacli-ihtilal-kapida-beyin-felci-uykuda-kalp-krizi-ve-demans-riskini-katlayan-hastalik.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gözlük gereksinimini azaltıyor! Akıllı mercekler herkes için uygun mu?</title>
		<link>https://www.lutfiye.net/saglik/gozluk-gereksinimini-azaltiyor-akilli-mercekler-herkes-icin-uygun-mu.html</link>
					<comments>https://www.lutfiye.net/saglik/gozluk-gereksinimini-azaltiyor-akilli-mercekler-herkes-icin-uygun-mu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lütfiye]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 12:59:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ağır]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Mercek]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor!]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[gereksinimini]]></category>
		<category><![CDATA[Göz]]></category>
		<category><![CDATA[Gözlük]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[herkes]]></category>
		<category><![CDATA[İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Lens]]></category>
		<category><![CDATA[mercekler]]></category>
		<category><![CDATA[mu?]]></category>
		<category><![CDATA[UV]]></category>
		<category><![CDATA[Uygun]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lutfiye.net/?p=75193</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göz sıhhati alanında yaşanan teknolojik gelişmeler görme kusurlarının tedavisinde kıymetli kolaylıklar sağlıyor. Bunların başında ise halk ortasında “akıllı mercek” olarak bilinen “premium göz içi lensleri”nin geldiğini söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, akıllı mercek hakkında en sık yöneltilen 10 soruyu anlattı.</p>
<p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/saglik/gozluk-gereksinimini-azaltiyor-akilli-mercekler-herkes-icin-uygun-mu.html">Gözlük gereksinimini azaltıyor! Akıllı mercekler herkes için uygun mu?</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/03/gozluk-gereksinimini-azaltiyor-akilli-mercekler-herkes-icin-uygun-mu-0-fSjmOOeD.jpg"/></span></div>
<p><b>1-Akıllı merceklere hangi durumlarda başvuruluyor?</b></p>
<p><p>Gözümüzün doğal lensinin yerine yerleştirilen ve birden fazla odak noktasına sahip olan göz içi lensi “akıllı mercek” olarak isimlendiriliyor. Akıllı mercekler, yüklü olarak 40 yaş üzerindeki hastalarda gözlük bağımlılığını azaltmak maksadıyla tercih ediliyor. Katarakt, refraksiyon (kırma) kusuru ve presbiyopi (yaşa bağlı yakın görme kusuru) şikayeti olan şahıslar bu uygulamadan en fazla yarar gören kümesi oluşturuyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, akıllı lenslerin bilhassa hem uzak hem yakın görüş sorununu birlikte çözmek isteyen bireyler için ülkü bir tedavi seçeneği olduğunu tabir ediyor. </p>
<p><strong>2-Her hasta için uygun mudur? </strong></p>
<p>Doç. Dr. Özge Begüm Comba, akıllı merceklerin her hasta için uygun olmadığını belirterek, “Öncelikle gözün anatomik olarak bu lenslere uygun olması gerekir; ön kamara derinliğinin kâfi olması, göz bebeği çapının ülkü aralıkta bulunması ve kornea endotel hücre sayısının olağan hudutlarda olması koşuldur. Ayrıca, retina hastalıkları üzere progresif oküler bir hastalığa sahip olan bireyler de bu lenslerden tam randıman alamayabilir, zira göz sağlıklı olmalı ki lens performansını gösterebilsin” diyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, bilhassa profesyonel şoförler, hassas el işi gerektiren mesleklerde çalışanlar yahut yüksek kontrast gerektiren işlerde faal olarak vazife yapan şahıslar için özel kıymetlendirme yapıldığını vurgulayarak, “Detaylı oftalmolojik muayene, biyometrik ölçümler ve hasta beklentilerinin gerçekçi bir halde kıymetlendirilmesi başarılı sonuç için son derece önemlidir” diye konuşuyor. </p>
</p>
</figure>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/03/gozluk-gereksinimini-azaltiyor-akilli-mercekler-herkes-icin-uygun-mu-1-zHyfQEAi.jpg"/></span></div>
<p><b>3-Akıllı mercek ameliyatı nasıl gerçekleştiriliyor? </b></p>
<p><p>Operasyon topikal anestezi altında gerçekleştiriliyor. Göze 2-3 mm&#8217;lik minimal bir giriş yapılıyor ve ultrasonik titreşimler yardımıyla doğal lens küçük kesimlere ayrılıp, dışarı alınıyor. Akabinde yerine katlanabilir akıllı mercek yerleştiriliyor. Operasyonun ortalama 15-20 dakika sürdüğünü söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Hastalarımız sonraki gün hafif aktivitelerine başlayabilirler. Fakat birinci bir hafta ağır fizikî aktivitelerden ve kontakt sporlardan kaçınmalarını öneriyoruz” diyor. </p>
<p><strong>4-Ameliyat sonrasında net görüş ne vakit sağlanabiliyor?</strong></p>
<p>Ameliyat sonrasındaki birinci günlerde hafif bulanıklık olağandır. Net görüş ekseriyetle 1-2 hafta içinde başlıyor, lakin tam nöroadaptasyon, yani beynin farklı odak noktalarından gelen manzaralara ahenk sağlama süreci 2-3 ay sürebiliyor. Bu süreçte beyin farklı odak noktalarından gelen manzaraları işlemeyi öğrenir.</p>
</p>
</figure>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/03/gozluk-gereksinimini-azaltiyor-akilli-mercekler-herkes-icin-uygun-mu-2-4KLIv7PA.jpg"/></span></div>
<p><b>5-Ameliyatın akabinde gece ışık saçılması görülür mü?</b></p>
<p><p>Özellikle erken postoperatif, yani ameliyat sonrasındaki birinci haftalarda<strong> </strong> haleler görülmesi, gece araç farlarında ışık saçılması ve kontrast hassasiyetinde azalma yaşanabiliyor. Bu problemler vakitle azalıyor ve birçok hasta birkaç hafta ile birkaç ay ortasında geçen nöroadaptasyon sürecinde (Multifokal optik sistemlerden kaynaklanan çoklu retinal imgelerin santral hududu sistemi tarafından işlenerek işlevsel görmeye adapte edilmesi süreci)  bu duruma alışıyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba,<strong> </strong>“Mesleği gereği ağır gece sürüşü yapan hastalarımızı ameliyat öncesi bu mevzuda kesinlikle bilgilendiriyoruz” diyor. </p>
<p><strong>6-Ameliyatın riskleri var mıdır?</strong></p>
<p>Her göz içi cerrahisinde olduğu üzere bu prosedürün de riskleri bulunuyor. Endoftalmi (göz içi enfeksiyon) kanama ve retina dekolmanı üzere önemli komplikasyonlar nadiren görülüyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Lensin yerinden yavaşça kayması, lens kapsülünün vakitle bulanıklaşması yahut ameliyat sonrası süreksiz göz tansiyonu yükselmesi daha sık karşılaşılan durumlardır. Tecrübeli bir cerrah ve uygun hasta seçimi bu riskleri minimize eder” diye konuşuyor. </p>
</p>
</figure>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/03/gozluk-gereksinimini-azaltiyor-akilli-mercekler-herkes-icin-uygun-mu-3-DNXXNm3Z.jpg"/></span></div>
<p><b>7-Akıllı mercekler gözlükten büsbütün kurtulmayı sağlar mı?  </b></p>
<p><p>Akıllı mercek sonrasında hastaların yaklaşık yüzde 80-90&#8217;ı günlük aktivitelerini gözlüksüz sürdürebiliyor. Lakin birtakım durumlarda, bilhassa çok küçük punto okumalarında yahut uzun müddetli bilgisayar kullanımında düşük numaralı gözlük gereksinimi olabiliyor. </p>
<p><strong>8-Ameliyat sonrası elde edilen net görüş kalıcı mıdır?</strong></p>
<p>Doç. Dr. Özge Begüm Comba, implante edilen merceğin ömür uzunluğu kalıcı olduğunu ve malzemesinin bozulmadığını tabir ederek, kelamlarına şöyle devam ediyor: “Ancak birtakım hastalarda ameliyattan aylar yahut yıllar sonra art kapsül opasifikasyonu, yani halk ortasında ‘ikincil katarakt’   olarak  bilinen durum gelişebilir. Bu tablo Nd:YAG lazer usulüyle kolay ve tesirli formda tedavi edilebilir.” </p>
<p> </p>
</p>
</figure>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/03/gozluk-gereksinimini-azaltiyor-akilli-mercekler-herkes-icin-uygun-mu-4-a87CuTxO.jpg"/></span></div>
<p><b>9-Ameliyat sonrasında nelere dikkat edilmeli?</b></p>
<p><p>Ameliyat sonrasında birinci hafta hafif aktiviteler ve konut içi işleri sorun oluşturmuyor.  Fakat, aşağıda yer alan kurallara dikkat etmeniz ehemmiyet taşıyor. </p>
<p>-Gözlerinize travmadan kaçının </p>
<p>-Havuz ve deniz üzere enfeksiyon riski taşıyan ortamlardan uzak durun</p>
<p>-Reçete edilen topikal ilaçları nizamlı kullanın</p>
<p>-Makyaj ve kozmetik eserleri 2 hafta, kontakt sporları en az bir ay erteleyin</p>
<p>-UV hami gözlük kullanın </p>
<p><strong>10-Ne vakit lazer, ne vakit akıllı mercek?</strong></p>
<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, 40 yaş altı ve düşük-orta dereceli kırma kusurları için lazer cerrahilerin (LASIK, PRK) birinci tercih edilen yollar olduğunu vurguluyor. 40 yaş üzeri presbiyopik (yaşa bağlı yakın görme kusuru) tablosunda, yüksek hipermetropide yahut katarakt varlığında ise premium göz içi lensleri (akıllı mercek) öncelikli olarak bedellendiriliyor. Her hastanın korneal topografisi, ön segment anatomisi ve ömür biçimi karar sürecinde belirleyici oluyor.</p>
</p>
</figure></div>
</div>
<p></p>
<p>Kaynak : Milliyet</p><p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/saglik/gozluk-gereksinimini-azaltiyor-akilli-mercekler-herkes-icin-uygun-mu.html">Gözlük gereksinimini azaltıyor! Akıllı mercekler herkes için uygun mu?</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.lutfiye.net/saglik/gozluk-gereksinimini-azaltiyor-akilli-mercekler-herkes-icin-uygun-mu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzda bu problemler varsa ‘dikkatsizliğinden” demeyin! Gözlerini karanlıkta test edin</title>
		<link>https://www.lutfiye.net/saglik/cocugunuzda-bu-problemler-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-gozlerini-karanlikta-test-edin.html</link>
					<comments>https://www.lutfiye.net/saglik/cocugunuzda-bu-problemler-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-gozlerini-karanlikta-test-edin.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lütfiye]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 13:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğunuzda]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin!…]]></category>
		<category><![CDATA[edin!]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[Gen]]></category>
		<category><![CDATA[Görme]]></category>
		<category><![CDATA[gözlerini]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[karanlıkta]]></category>
		<category><![CDATA[nemli]]></category>
		<category><![CDATA[Problemler]]></category>
		<category><![CDATA[şık]]></category>
		<category><![CDATA[Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Test]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<category><![CDATA[‘dikkatsizliğinden”]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lutfiye.net/?p=75121</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk ortasında “tavuk karası” olarak bilinen Retinitis Pigmentosa hastalığında, gece görme zorluğu ve karanlığa ahenk müddetinin uzaması en erken belirtileri oluşturuyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, erken teşhisin kritik kıymet taşıdığı, Retinitis Pigmentosa (tavuk karası, gece körlüğü) hastalığını anlattı.</p>
<p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/saglik/cocugunuzda-bu-problemler-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-gozlerini-karanlikta-test-edin.html">Çocuğunuzda bu problemler varsa ‘dikkatsizliğinden” demeyin! Gözlerini karanlıkta test edin</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/03/cocugunuzda-bu-problemler-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-gozlerini-karanlikta-test-edin-0-mCfXFTZp.jpg"/></span></div>
<p><b>Henüz kesin bir tedavisi yok</b></p>
<p><p>Sinsice ilerleyen hastalığın doğuştan başlayabildiği üzere, çoğunlukla çocukluk ve ergenlik periyodunda ortaya çıktığını belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, ebeveynlere kesinlikle çocuklarının görme yetisini karanlık bir ortamda test etmeleri gerektiğini vurguluyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kahraman, erken tanının kritik değer taşıdığı, şimdi kesin bir tedavisi olmamakla birlikte, günümüzde kimi tedbirlerle ilerleme seyrini yavaşlatmanın mümkün olabildiği Retinitis Pigmentosa (tavuk karası, gece körlüğü) hastalığını anlattı.<strong> </strong></p>
</p>
</figure>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/03/cocugunuzda-bu-problemler-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-gozlerini-karanlikta-test-edin-1-t3fYECM5.jpg"/></span></div>
<p><b>‘Tavuk karası’ ve ‘gece körlüğü’ olarak biliniyor</b></p>
<p><p>Tavukların gece düzgün görememesinden ötürü, misal bulgular ile seyreden Retinitis Pigmentosa hastalığı halk ortasında ‘tavuk karası’ ve ‘gece körlüğü’ olarak biliniyor. Vakitle şahısta görme alanında yanlardan daralma başlayıp, ilerleyen evrelerde ise gündüz ve merkezi görmeleri de etkileniyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, bugüne dek 80’den fazla genin tavuk karası hastalığı ile ilişkilendirilmiş durumda olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Retinitis pigmentosa, ışığı algılayan hücrelerimizin yer aldığı gözün iç kısmını bir duvar kağıdı üzere kaplayan retina katmanının genetik bir hastalığıdır. Hastalıkta birinci olarak loş ışıkta görmeyi sağlayan hücreler bozulur. Bu nedenle hastalarda evvel gece görme zorluğu ve karanlık adaptasyonunda zahmet gözlenir. Retina hastalıklarında 300, retinitis pigmentosadaysa 80’i aşkın gen tanımlanmıştır. Genetik bir hastalık olmasına karşın; gerilim, sistemsiz beslenme, sigara-alkol kullanımı, yetersiz uyku üzere faktörler hastalığın ilerleme suratını etkileyebilir. Bu nedenle sağlıklı hayat alışkanlıkları büyük değer taşımaktadır.” </p>
</p>
</figure>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/03/cocugunuzda-bu-problemler-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-gozlerini-karanlikta-test-edin-2-8fYeK8B7.jpg"/></span></div>
<p><b>Genetik test çok önemli! </b></p>
<p><p>Yapılan çalışmalara nazaran; tavuk karasının dünya genelinde yaklaşık 4 bin şahısta bir görüldüğünü belirten Doç. Dr. Kahraman “Ancak ülkemizde akraba evliliklerinin görece yüksek olması nedeniyle çekinik geçişli formların (anne ve babadan kapalı olarak taşınması) daha sık görülebileceği belirtiliyor” diyor. Hastalığın doğuştan başlayabildiği üzere, çoğunlukla çocukluk periyodunda ortaya çıktığını, ergenlik devrinde ilerlemesinin hızlandığını belirten Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, erken teşhis ve genetik testin hastalığın idaresinde kritik rol oynadığını vurgulayarak kelamlarına şöyle devam ediyor: “Genetik test sadece tanıyı doğrulamakla kalmıyor; hastalığın kalıtım tipini, başka aile bireylerinin risk durumunu ve gelecek jenerasyonlara transfer ihtimalini ortaya koyuyor. Ayrıyeten gebelik planlamasında yol gösterici oluyor. Kimi genetik tiplerde göz dışı sistemler de etkilenebildiğinden ötürü, genetik test bu açıdan da kritik rol oynuyor.”</p>
<p> </p>
</p>
</figure>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/03/cocugunuzda-bu-problemler-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-gozlerini-karanlikta-test-edin-3-uKdhOh33.jpg"/></span></div>
<p><b>Anne-babalar dikkat! Çocuğunuzu karanlıkta test edin</b></p>
<p><p>Gece görüşündeki bozulma hastanın kendisi tarafından fark edilmeyebiliyor ve hastalık sinsice ilerliyor. Sokak aydınlatmalarının kâfi olması ya da kişinin -herkesin gece kendisi üzere gördüğünü düşünmesi- tanıyı geciktirebiliyor. Görme alanı kaybı yanlardan başladığı için hastanın uzun müddet bunu fark edemediğini belirten Doç. Dr. Kahraman anne-babalara şu tavsiyelerde bulunuyor: ”Görme alanı kaybı yanlardan başladığı için hasta tarafından algılanması zordur. Gece görme sorunu yaşayan, sık sık eşyalara çarpma ve takılma şikayeti olması durumunda bunu sakarlık ya da dikkatsizlik olarak görmeyip, hele de ailesinde emsal hikaye varsa gecikmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurmak kritik ehemmiyet taşıyor.  Zira hastalık ilerledikçe etraf görüşü daralır ve ‘hasta tünel’ görüşü dediğimiz yalnızca merkezden görmeye başlar. Bu nedenle ailelerin bu sinsi hastalığa karşı tetikte olmaları, çocuklarına orta sıra karanlıkta görme denemeleri yapmaları çok yararlıdır. Örneğin; elin kimi parmaklarını gösterip kaç parmak olduğunu söyletmek, odanın içerisinde bir eşyayı işaret edip ismini sormak vb sorunun erken fark edilmesini sağlayabilir.”</p>
</p>
</figure>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/03/cocugunuzda-bu-problemler-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-gozlerini-karanlikta-test-edin-4-9pVPPzlG.jpg"/></span></div>
<p><b>Tanıda ileri teknoloji kullanılıyor</b></p>
<p><p>Tanı sürecinde damlalı göz muayenesi ile retina değerlendirmesi yapılırken; retina fotoğrafları ve optik koherens tomografi (OCT) ile retina katmanları detaylı olarak inceleniyor. Erken periyotta bulgular bariz değilse elektroretinografi (ERG) testi ile retina hücre karşılıkları ölçülerek teşhis konulabiliyor.</p>
</p>
</figure>
<figure>
<div><span><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/03/cocugunuzda-bu-problemler-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-gozlerini-karanlikta-test-edin-5-uaTpJyUO.jpg"/></span></div>
<p><b>Kök hücre ve gen tedavileri umut vadediyor </b></p>
<p><p>Retinitis Pigmentosa için hastalığı büsbütün tedavi eden, onaylanmış bir formül yok lakin kök hücre tedavisi bir umut olarak öne çıkıyor. Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman “Kök hücreye yönelik mevcut araştırmalar daha çok kalan hücrelerin korunmasına ve hastalığın ilerleme suratının yavaşlatılmasına odaklanıyor” diyor.  Dünyada gen tedavilerinde de son yıllarda değerli adımlar atıldığını belirten Doç. Dr. Kahraman şöyle konuşuyor: “2017 yılında FDA onayı alan birinci gen tedavisi eseri olan Luxturna bu alandaki en değerli adımlardan biri olarak kabul ediliyor. Farklı genlere yönelik klinik çalışmalar ise devam ediyor. Bu nedenle yanlışsız teşhis ve genetik test, hastaların kendi genlerine yönelik gelişmeleri takip edebilmesi açısından büyük değer taşıyor.” </p>
</p>
</figure>
</div>
</div>
<p></p>
<p>Kaynak : Milliyet</p><p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/saglik/cocugunuzda-bu-problemler-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-gozlerini-karanlikta-test-edin.html">Çocuğunuzda bu problemler varsa ‘dikkatsizliğinden” demeyin! Gözlerini karanlıkta test edin</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.lutfiye.net/saglik/cocugunuzda-bu-problemler-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-gozlerini-karanlikta-test-edin.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yasemin Yürük: Ayağı Kırık, Ancak Moral Kırılmadı &#8211; Son Durum Paylaşıldı</title>
		<link>https://www.lutfiye.net/yasam/yasemin-yuruk-ayagi-kirik-ancak-moral-kirilmadi-son-durum-paylasildi.html</link>
					<comments>https://www.lutfiye.net/yasam/yasemin-yuruk-ayagi-kirik-ancak-moral-kirilmadi-son-durum-paylasildi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lütfiye]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 13:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[ancak]]></category>
		<category><![CDATA[ayağı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak kırığı]]></category>
		<category><![CDATA[Durum]]></category>
		<category><![CDATA[geçmiş olsun]]></category>
		<category><![CDATA[güncelleme]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[hepsi]]></category>
		<category><![CDATA[kırık]]></category>
		<category><![CDATA[kırılmadı]]></category>
		<category><![CDATA[Kür]]></category>
		<category><![CDATA[moral]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşıldı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Durumu]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[Yağ]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yasemin]]></category>
		<category><![CDATA[Yasemin Yürük]]></category>
		<category><![CDATA[Yürük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.lutfiye.net/?p=74837</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yasemin Yürük’in ayak kırığına rağmen morali yüksek takipçilerle paylaşılan son durum, gelişmeler ve umut dolu mesajlar burada.</p>
<p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/yasam/yasemin-yuruk-ayagi-kirik-ancak-moral-kirilmadi-son-durum-paylasildi.html">Yasemin Yürük: Ayağı Kırık, Ancak Moral Kırılmadı – Son Durum Paylaşıldı</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü şarkıcı ve eski Hepsi grubunun biri olarak tanınan Yasemin Yürük, bir süre önce sokakta karşılaştığı talihsiz bir düşüş sonrası alçıya alınmıştı. Uzun zamandır kişisel antrenör olarak kariyerine devam eden Yürük, Etiler’de yürüyüşe çıkmışken aniden dengesini kaybetti ve yere kapaklandı. Hızla hastaneye götürülen sanatçıya yapılan muayenede ayağının iki yerinde kırık tespit edildi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/03/yasemin-yuruk-ayagi-kirik-ancak-moral-kirilmadi-son-durum-paylasildi-0-QlWgu8mP.jpg" alt="Yasemin Yürük: Ayağı Kırık, Ancak Moral Kırılmadı - Son Durum Paylaşıldı" /></p>
<p>Kısa sürede durumunu güncelleyen Yürük, hastane odasından bir kare paylaşarak iyi durumda olduğunu belirtti. Takipçileri ise ona geçmiş olsun mesajları yağdırdı. <u>Son gelişmeyi bir paylaşım daha ile duyuran</u> Yürük, bugün hasta yatakta çekilmiş fotoğrafını paylaşarak <strong>“Kendime yeni gelebildim. İyiyim çok şükür. Allah beterinden korusun.”</strong> sözlerini ekledi ve durumunun iyiye gittiğini ifade etti.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/03/yasemin-yuruk-ayagi-kirik-ancak-moral-kirilmadi-son-durum-paylasildi-1-MZXFsTxc.jpg" alt="Yasemin Yürük: Ayağı Kırık, Ancak Moral Kırılmadı - Son Durum Paylaşıldı" /></p>
<p><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/03/yasemin-yuruk-ayagi-kirik-ancak-moral-kirilmadi-son-durum-paylasildi-2-2LzDWyQD.jpg" alt="Yasemin Yürük: Ayağı Kırık, Ancak Moral Kırılmadı - Son Durum Paylaşıldı" /></p>
<p><img decoding="async" src="https://www.lutfiye.net/wp-content/uploads/2026/03/yasemin-yuruk-ayagi-kirik-ancak-moral-kirilmadi-son-durum-paylasildi-3-6Z7PFalF.jpg" alt="Yasemin Yürük: Ayağı Kırık, Ancak Moral Kırılmadı - Son Durum Paylaşıldı" /></p><p>The post <a href="https://www.lutfiye.net/yasam/yasemin-yuruk-ayagi-kirik-ancak-moral-kirilmadi-son-durum-paylasildi.html">Yasemin Yürük: Ayağı Kırık, Ancak Moral Kırılmadı – Son Durum Paylaşıldı</a> first appeared on <a href="https://www.lutfiye.net">Lütfiye - Bir Kadın Sitesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.lutfiye.net/yasam/yasemin-yuruk-ayagi-kirik-ancak-moral-kirilmadi-son-durum-paylasildi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
